Follow
Subscription Form

Antisosyal Kişilik Bozukluğu ve Psikopati

Bu yazımızda psikopati ve antisosyal kişilik bozukluğunu anlatıyoruz. Bilinen çoğu yanlışla beraber yapılan araştırmaları da ortaya döktüğümüz bu makale size bu konuda fazlasıyla yardımcı olacaktır.

Antisosyal kişilik bozukluğu ve psikopati

AKB (Antisosyal kişilik bozukluğu) nedir?

Ortaçağ Avrupasında suç işleyen kişiler günahkar olarak isimlendirilip idam ediliyordu. Bu şahıslar “Ahlak bozukluğu” olarak isimlendirilmiş  “Zekasında sorun olmadığı halde başlıca duygu ve huy bozukluğu” olarak tanımlanmıştır. 19. yüzyıla geldiğimizde bu kişiler için “Psikopat kişilik” tanımını kullanılmıştır. 1952 yılında Amerikan Psikiyatri Birliği karışıklığı gidermek için DSM-I’e ‘‘Sosyopatik kişilik bozukluğu’’ terimini eklemiştir. Daha sonraki dönemlerde APA’nın DSM’lerinde ‘‘Antisosyal kişilik’’ terimi kullanılmaya başlanmıştır. ICD-10’da ise “Ahlakdışı, antisosyal, asosyal, psikopatik ve sosyopatik kişilik bozuklukları” terimlerine karşılık olarak ‘‘Disosyal Kişilik Bozukluğu’’ terimi getirilmiştir. Antisosyal Kişilik Bozukluğu kişinin, diğerlerinin hakkına tecavüz, hilekarlık, patolojik yalan söyleme, manipülasyon, suça meyillilik, empatisizlik ile kendini belli eden bir kişilik bozukluğudur.

Psikopati nedir?

Psikopati, bir akıl hastalığı değil bir bozukluktur. Psikopati, narsistik kişilik bozukluğu ve antisosyal kişilik bozukluğunun birleşimi olup, 3 ana özelliğe bağlıdır, bunlar; antisosyallik, narsistik, sapkınlık üçlemesine bağlı bir spektrumdur. Kişinin dürtüselliği, kişiler arası manipülatiflik hem de hissizliğinin yanı sıra öfke, yasak tanımaz davranışlar ve impulsif(Fevri) kişiliğin duygusal bozukluğu ile karakterize edilir. Sapkınlık, kurnazlık ve agresifliğin bu kombinasyonu, gerçek anlamda en tehlikeli ve en değişken insanlardan birini meydana getirir. Psikopati dereceli bir bozukluktur, antisosyal sapkınlıklar ile gelişir.

Psikopatlar hakkında yanlış bilinen doğrular

Psikopatlar, genelde duygusuz ve soğukkanlı tabir edilse bile, psikopati tamamen dürtüsel bir bozukluktur. Psikopati derecesi ve zekası yüksek olan psikopatlar kendisi için kaygı, stres çekerken diğerleri için çekmez. Psikopati derecesi yüksek ve zekası düşük olanlar ise duygusallık göstermez. Psikopatlar sevgi görmediği, yalnız kaldığı ve ilgi görmediği için üzülebilir iken diğerlerinin acıları veya onlara benzeyenlerin çektiği acılar onların umrunda değildir.

Psikopatlar depresyona girer mi?

Psikopatlar depresyona girebilir; IQ , olgunlaşma aşamasına ve PCL-R puanlarına bağlıdır (Psikopati Kontrol Listesi, Gözden Geçirilmiş). Genellikle düşük IQ ve 30’un üzerinde puan alan psikopatlar depresyona daha az eğilimlidir. Yüksek IQ ve 30 puanın üstündeki psikopatlar olgunlaşmadan sonra depresyona girerler. Freud, zihnin üç sistem halinde yapılandırıldığını söyler. İd, esas olarak zevk ve saldırganlık olmak üzere doğuştan gelen dürtülerimiz veya arzularımızdır, id bilinçsizdir ve gerçeklikten, mantıktan veya dış dünyadan etkilenmez. Süperego bizim aile, sosyal ve ahlaki düzenlemelerimizdir. Süperegonun iki bölümü vardır; vicdan ve ideal-benlik ve ego ideali. Ego, id ve süperego arasındaki dengedir; ego, zevk aramaya veya kimliğin arzusunu yerine getirmeye ve süperego aracılı acıdan gerçekçi bir şekilde kaçınmaya çalışır. Örneğin, id’in arzusu öldürmektir, süperegonun öldürmemesi, ego id’in arzusunu ve süperegonun kısıtlamasını gerçekçi bir şekilde yerine getirecektir; böylece kişi asker olmayı arzulayabilir. Herkes kendi ego ideali gibi olmaya çalışır, ego ideali sosyal ve ahlaki normlarla tanımlanan ideal insandır. Psikopatlar süper egonun vicdan kısmını yeterince geliştirmemişlerdir, bu yüzden suçluluk ve pişmanlık hissetmezler. Ayrışma-bireyleşme sürecinde idleri ve egoları birbirinden ayrılmamıştır. Yani onun gözünde ideal benliği kendisidir. Psikopati aslında narsistik ve antisosyal kişilik bozukluklarının bir birleşimidir. Depresyon, gerçek benlik ile ideal benlik temsili arasında bir ayrım gerektirir. Narsisizm/büyüklenmecilikleri nedeniyle psikopatlarda iki benlik arasında ayrım yoktur ve nadiren depresyona girerler.  Psikopatlar empatiden yoksundur; soğukturlar, mesafelidirler ve yüzeysel bir duygulanım/duyguya sahiptirler. Depresyon, birinin bağlı olduğu bir şeyin kaybıyla bağlantılıdır. Psikopatlar nadiren bir şeye veya birine bağlanır. Bu yüzden asla depresyonda hissetmezler. Bunun dışında ise duygudurum bozuklukları, psikopati ile birlikte gelişir. Kaygı bozukluğu gibi nöropsikolojik problemler ise psikopatlarda görülebilir. Genellikle çocukluk ile ilgili travmaları vardır. İçe dönük depresyon, değersiz, sevilmeyen, suçluluk ve utanç duygularından kaynaklanır. Savunma mekanizmaları çok güçlü/yüksek derecede narsisistik olduğu için psikopatlar bu duyguları asla hissetmezler. Ayrıca insanları değersizleştirir ve itiraz ederler; bu yüzden asla bir şey kaybettiklerini hissetmezler. 

Psikopatik beyin, yavaş ve gelişimin erken evresinde olgunlaşır. Bir kez olgunlaştıklarında, büyüklenmeciliğin yanıltıcı olduğunu ve her şeye gücü yeten çaba yoluyla kendi kendini tatmin etmenin ulaşılamaz olduğunu kabul ederler. Bu anhedonik depresyona yol açar. Narsisizmin 3. aşaması, anlamlı bir yaşam biçimi olarak büyüklenmeciliğin yokluğudur, zeki psikopatlar alçakgönüllü, nihilist olarak depresif bireyler haline gelebilirler. Can sıkıntısı, hayatta içgüdüsel amacın yokluğundan kaynaklanan içgüdüsel bir gerilim hissidir. Psikopatlar, uyarılmak için daha yüksek kortikal uyarılara ihtiyaç duyarlar, kolayca sıkılırlar. Her gün yeni bir deneyim ararlar. Rutin, monotonluk ve olgunlaşma ile birlikte her heyecanın geçici olduğunun farkına varmak depresyona yol açabilir.

Psikopatlar nasıl hisseder?

Psikopatlar, sürekli sıkılıp sürekli eğlence arayışı içerisindedirler, Kendilerini aniden aşırı kötü hissedip sonrasında ise duygusuz olup aniden aşırı iyi hissederler. Duygudurumları normal insanlar gibi değildir. Psikopatlar diğer insanları umursuyormuş gibi yapıp kendini gizler. Düşük dereceli Psikopatlar ise geç tepki verir veya umursamadıklarını söylerler. Psikopatlar, borderline kişilik bozukluğu gibi siyah-beyaz bir düşünce sistemine sahiptirler. Onlar için bir şey ya iyidir ya da kötü ortası yoktur. Başaramadıklarında öfkelenir ve farklı bir açı ile tekrar denerler. Nörotipik psikopatlar ise normal insan gibi gözüküp, psikopatilerini çok iyi gizlerler. (Bkz: Ted Bundy)

Vahşi psikopatlar

Psikopati, seri katillerin psikolojilerinde ana kısma sahip olup, geri dönülemez noktayı burada da geçirirler. Eğer bir psikopat, dünyaya ve insanlığa karşı son bağlantısını kesme ihtiyacı hisseder, anlayamadığı duyguları artık daha fazla anlamaya uğraşmak istemezse, ağır bir boşluğa düşüp vahşileşmeye başlar. Psikopatlar, kendilerine zarar verir. Şiddet ihtiyaçlarını doyurmak için farklı yollara başvururlar. Genelde sıkkınlıklarını atmak için uçucu madde kullanımına veya alkole yönelirler.

Psikopati belirti listesi

  • Etkileyici konuşma ve kişilik
  • Benmerkezcilik
  • Kronik sıkkınlık
  • Patolojik yalan söyleme
  • Manipülatif
  • Suçluluk hissiyatı eksikliği
  • Sığ duygusal tepkiler
  • Empati eksikliği
  • Sömürgeci
  • Zayıf davranış kontrolü
  • Seçici olmayan cinsel davranış
  • Erken yaş davranış bozuklukları
  • Gerçekçi, uzun süreli hedeflere sahip olmama
  • Dürtüsellik
  • Sorumluluk kabul etmeme
  • Sorumsuzluk
  • Ciddi, kısa süreli ilişkiler
  • Çocukluk suçları
  • Şartlı tahliye
  • Çok yönlü suçlar

Psikopatlar, düşünülenin aksine; Gelecek planları gerçekçi ve uzun süreli olmayan, anına göre yaşayan, Suça meyilli, madde kullanımı ve Davranış kontrolü olmayan, Kontrolsüz saldırgan kişilerdir.

Psikopatlar çocuklarını neden sevmez?

Psikopatlar, eşleri veya sevgilileri aniden gözlerinde değerini yitirir ve nihayetinde terk edilirler. Primer psikopatik kişiler, empatisiz olup empati geliştirmeyecek ve diğer insanları kendileri gibi görmeyecektir. Psikopatlar eşlerine veya sevgililerine kendini akıl hastası gibi gösterip manipüle edip ayrılma bahanesi çıkarır. Psikopatlar kendi çocuklarını koruma ve destekleme güdüsüne sahip değil, onları kendi mülkiyeti, kendinin bir uzantısı gibi görüp; “Seni büyüteceğim ve mükemmel bir kişi olacaksın, aynı benim gibi” diyip, onların benlik algısını geliştirmesine izin vermez ve onları kontrol edip “İstediğimi yapabilirim, sen benim tohumumsun” fikrine sahiptir. Eğer 2 veya daha fazla çocuğa sahiplerse, biri onları mutlu eden, memnun eden, diğeri ise “Günah keçisi” rolünde olur. Psikopatik bireyler çocuklarının birbirine düşmesini, insanların birbirine düşmesini izlemeyi sever.

Karanlık üçlü nedir?

Karanlık üçlü, kötü insanı oluşturan 3 temelden oluşur, bunlar; 

  • Makyavelizm
  • Narsisizm
  • Psikopati

Bir psikopatı oluşturan özellikler bunlardır: psikopati; empatisizlik, suç işlemeye meyil, makyavelizm; sömürgeci, başkalarından beslenmeye meyilli, narsisizm; kendini önplana alıp, diğerlerine değer vermemesidir.

Psikopatlar strese ve kaygıya meyillidir

Psikopatlar, karanlık üçlüye sahip olup, problemlerine doğru bir çözüm yolu bulamayıp, etkili olmayan şekilde problemleriyle başa çıkmaya çalışır. Sonucunda ise psikolojileri daha kötü etkilenir ve problemleri artabilir. Psikopatlar strese çok açıktır. Diğerleri için travma etkisi yaşamasalar da kendileri için yaşarlar.

Kaynaklar

Total
0
Shares

Leave a Reply

Previous Article

Adrenalin, Noradrenalin Hormonu ve Heyecan

Next Article

Dillerin Tarihi

Related Posts
Total
0
Share