Kübra Ocak, İngiltere’de Oxford Üniversitesinde mimarlık okuyor. Sergi & Müze Gezginleri’nin bu röportajında mimari eğitim ve yaşam deneyimini paylaşıyor. Öğrenciler için ülke seçiminde araştırmanın önemine vurgu yaparken, dilin adaptasyon sürecindeki rolüne dikkat çekiyor. Finansal zorluklar ve öğrenci yaşamının maliyetleri hakkında bilgi verirken, İngiltere’de mimar olma sürecinin ve mesleğin sorumluluklarının zorluğuna değiniyor.
Başlığa atla
- Yurt dışında mimarlık okumak isteyen adayların yapması gerekenler nelerdir? Özel bir sınava tabi tutulur mu? Bu konuda ek bir gereksinim var mı?
- Yurt dışına taşındığınızda alışma süreci nasıl geçti? Zorluk yaşadıysanız bunları nasıl aştınız? Yeni bir ülkeye alışmaya çalışan arkadaşlarınıza ne önerirsiniz?
- Yurt dışında karşılaşılan finansal zorluklar ve temel ihtiyaçlardan uzaklık: Endişe ne kadar gerçek?
- İngiltere’deki mimarlığın değeri ve eğitim kalitesinin durumu hakkında ne söylemek istersiniz?
Yurt dışında mimarlık okumak isteyen adayların yapması gerekenler nelerdir? Özel bir sınava tabi tutulur mu? Bu konuda ek bir gereksinim var mı?
Kübra Ocak: Her ülkenin başvuru şartları farklı olduğu için öncelikle ülke seçimi yapmak ve o ülke bazında araştırma yapmak daha faydalı olacaktır. Ben İngiltere üzerinden konuşacak olursam, Oxford Üniversitesinde mimarlık yüksek lisansı için özel bir sınav mevcut değil. Fakat diğer bölümlere göre bazı farklılıklar var. Örneğin, CV’nin yanında portfolyonuzun da olması gerekli ve bazı okullar kendilerine özel portfolyo kriterleri koyabiliyor (maksimum sayfa sayısı, maksimum proje sayısı vb.). Buna ek olarak, okuldan direkt kabul almıyorsunuz. Sizi online mülakata davet ediyorlar ve bu mülakattan başarıyla geçerseniz kabul mektubu yolluyorlar. Mülakatlar çok zor değil ve göz korkutmasın, fakat yine de önceden hazırlanmak şart.

Yurt dışına taşındığınızda alışma süreci nasıl geçti? Zorluk yaşadıysanız bunları nasıl aştınız? Yeni bir ülkeye alışmaya çalışan arkadaşlarınıza ne önerirsiniz?
Kübra Ocak: Benim uyum sürecim oldukça kolay geçti açıkçası ve umarım herkesin öyle olur, ancak bazı arkadaşlarım zorlanmıştı. Bu, kişiden kişiye değişen bir durum çünkü herkesin gittiği ülkeden beklentileri farklı oluyor. Bazıları yalnızlık çekerken, bazıları kültüre adapte olamıyor ve bazıları havasından dolayı mutlu olamıyor. Önceden gideceğiniz ülkeyi detaylı bir şekilde araştırmanın ve olumsuzluklara hazırlıklı olmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Örneğin, İngiltere’ye gelmeden önce buranın genellikle güneşli ve sıcak olmadığını biliyordum bu yüzden yağmurlu ve kasvetli bir hava için kendimi hazırladım. Ancak sadece hava yüzünden geri dönen insanlarla da karşılaştım. İklim sadece bir örnek, daha birçok farklılık var ve bazılarını hala alışamıyorum. Örneğin evler genellikle küçük, eski ve bakımsız; hizmet sektörü geride ve yemekler güzel değil. Ancak, olumlu yanları eksilerinden daha ağır bastığı için eksilerini kolaylıkla göz ardı edebiliyorum.
Göz ardı edemediğim tek şey sağlık sistemi çünkü Türkiye’deki kadar donanımlı doktorlar burada yok. Fakat yaşadığım şehir çok huzurlu, her yer yeşil, mimarisi mükemmel ve suç oranları düşük. Her şeyi değerlendirdiğimde iyi yanlar ağır basıyor ancak hiçbir ülke mükemmel değil, kimse bu beklentiyle gelmemeli. Asıl önemli olan beklentilerimize en uygun yeri bulmak. Ayrıca, bir ülkeye adapte olmanın en büyük etkenlerinden biri kesinlikle dil. Ben özellikle İngilizce konuşulan bir ülkeyi tercih ettim çünkü İngilizcem zaten iyiydi ve başka bir dil öğrenmek istemedim. Dil öğrenmek zor ve zaman alıcı bir süreç ve ‘gidince öğrenirim’ düşüncesi pek geçerli değil. Hayat telaşı içinde dil öğrenmeye zaman kalmıyor çoğu zaman, bu yüzden kesinlikle gideceğiniz ülkenin dilini en azından iyi derecede biliyor olmanız adaptasyon sürecinizi kolaylaştıracaktır.
Yurt dışında karşılaşılan finansal zorluklar ve temel ihtiyaçlardan uzaklık: Endişe ne kadar gerçek?
Kübra Ocak: Benim şu anda part-time olarak çalışıyor olmam nedeniyle finansal olarak ciddi zorluklar yaşamıyorum, ancak kazandığım para sınırlı. Temel ihtiyaçlardan uzak kalmak oldukça zor, çünkü temel gıdalar oldukça ucuz ve erişilebilir. Et ve süt gibi ürünleri rahatlıkla alabiliyorum ancak genellikle öğrenciler, sosyalliğe odaklandıklarında part-time çalışarak geçinmekte zorlanıyorlar. Bunun nedeni İngiltere genelinde kira fiyatlarının yüksek olmasıdır. Part-time çalışan bir öğrenci muhtemelen gelirinin %70’ini kira ödemek için harcayacaktır. Kalan para ile market alışverişi yapabiliriz, ancak kirayı ve market alışverişini çıkardığımızda elimizde pek bir şey kalmıyor. Bu nedenle öğrenciler ya gelirken belirli bir miktarda para getirmeli ya da burada daha içe dönük bir yaşam tarzına hazır olmalılar.
Bunları da okuyun!
İngiltere’deki mimarlığın değeri ve eğitim kalitesinin durumu hakkında ne söylemek istersiniz?
Kübra Ocak: İngiltere’nin, dünya genelinde mimar olmanın (Oxford Üniversitesinde mimarlık) en zor olduğu ülke olduğunu düşünüyorum. Üç farklı akreditasyon almanız gerekiyor: Part-I, Part-II ve Part-III. Ancak bu akreditasyonları aldıktan sonra kendinize “Architect” diyebiliyorsunuz. Örneğin yüksek lisansımı tamamladığımda “Part-II Architectural Assistant” rolüyle iş arayacağım. Mimar olma süreci uzun ve zorlayıcı, fakat bence bu şekilde olmalı. Mimarlık büyük sorumluluk gerektiren bir meslek; bu sorumluluğun farkında olmadığımızda, ne yazık ki binalar yıkılıyor ve insanlar hayatını kaybediyor. İngiltere, deprem bölgesi olmasa da insanlara bu sorumluluğun bilincini yükleyerek bu zorlu prosedürlerle mimarları yetiştiriyor. Ancak buna karşılık, İngiltere dahil dünyanın birçok ülkesinde mimar maaşları çok düşük. Ayrıca, ülkede mimar açığı olduğundan, mevcut mimarlar az paraya çok iş yapıyorlar çünkü işi bölüşebilecek kimse yok. Maalesef bu durum birçok ülkede benzer.
Kübra Ocak’ın sosyal medyaları
İngiltere’yi tercih etme sebebim, mimarlık mesleğinin değer gördüğü ve saygı duyulan bir meslek olması, ülke genelinde mimarinin korunmasına ciddi önem verilmesi ve mimarlık eğitiminin üst düzeyde olmasıydı. Şu an okuduğum okulda (Oxford Üniversitesinde mimarlık), eğitim Türkiye’dekinden çok farklı işliyor ve asla ezbere dayalı veya baskıcı bir sistem yok. Öğretmenler, bizi mimarlığın geleceği olarak görüyor ve öğrencilere saygıyla yaklaşıyorlar. Buradaki eğitim sistemi sınavlardan ziyade gerçek anlamda öğrenmeye dayalı ve bundan çok memnunum.
APA 7: Kara, Y. D. (2024, February 20). Oxford Üniversitesinde Mimarlık – Kübra Ocak ile Röportaj. PerEXP Teamworks. [Röportaj Bağlantısı]
Dergiyi görüntüle!