Follow
Subscription Form

Hipotalamus

Homeostazda ve endokrin sistem üzerindeki etkileriyle bilinen hipotalamusu bu sözlük makalemizde tanımı, konumu, işlevleri, anatomisi, disfonksiyonunu ve tedavi yöntemlerini ele alıyoruz. Hemen okumak adına tıkla!

Hipotalamus, hipotalamusun konumu ve hipotalamusun işlevleri

Limbik sistemin yapılarından birisi olan hipotalamus ismini Latinceden gelen alt ve talamus kelimelerinin birleşiminden alır. İsmine, adından da çıkarım yapılabileceği üzere diğer bir limbik sistem elemanı olan talamus organının altındaki bölgeye yani “Talamusun altında” şeklinde bir atıfta bulunulmaktadır. Hipotalamus da aynı amigdala ve hipokampusta olduğu gibi tekil bir yapı değildir, bir çekirdekler topluluğudur. Hipotalamus talamusun altından ve beynin derinliklerinde olduğu için ancak ve ancak beynin detaylı bir incelemesinin yapılmasının ardından fiziksel olarak görülebilir.

Hipotalamusun iki temel işlevi vardır: Homeostaz ve hormanal sistem (Endokrin sistem) kontrolü. Homeostaz, çevresel değişkenlere yanıt olarak iç stabilitenin (Optimal denge) değişen etmenlere rağmen sürdürülmesidir. Hipotalamus optimal denge ile alakalı gerçekleşen olaylara karşı sürekli bilgi toplayan bir yapıdadır. Bu etkenler; vücut ısısı, açlık (Buna göre kalori alımı/harcanımın yapılması), susuzluk, kan basıncı, kalp hızı ve cinsel aktivite gibi çoğu otonomik işlevlerdir. Homeostazda amaç bu etkenleri oldukça stabil tutabilmektir. Optimal dengede bir stabilite bozulmasının yaşanması durumunda hipotalamus buna karşın belirli sistemleri harekete geçirir. Hipotalamus; hipofiz bezi, tiroid bezi, adrenal bezler, böbrekler, kas-iskelet sistemi ve üreme organlarının fonsiyonlarını etkiler. Hipofiz bezi ve tiroid bezi gibi yapılar hormonsal etki sisteminin büyük bir tarafını oluşturuken diğerleri ise otonomik sinir sistemini bağlı olan tarafını içerir. Bunları ayrı bir biçimde ele almak gerekirse:

Otonomik sinir sistemi ile olan bağlantısı: Hipotalamus; otonomik sinir sistemi ile olan bağlantısı sayesinde kalp atış hızının, solunum sistemi, sindirim sistemi, terleme bezleri, cinsel uyarılma gibi birçok otonomik faaliyete de etki edebilir. Buna örnek vermek gerekirse: Vücut sıcaklığının ortalamanın (36-38 °C) üzerinde olduğu durumda (Egzersiz veya sıcak ortam) hipotalamustaki termostat soğutma mekanizmaları harekete geçirilir. Bunun sonucunda tepki olarak ise ter bezleri ter salgılayarak buharlaşma yoluyla vücudun soğumasına yardımcı olurken derideki kan damarları genişler ve kılcak damarlar (Yüzeydeki) sıcak kanla dolar, sıcaklık deri yüzeyinden uzaklaşmış olur. Vücut sıcaklığının ortalamanın (36-38 °C) altında olduğu durumda ise (Soğuk ortam) yine hipotalamus bunu algılar ve termostat ısıtma mekanizmalarını harekete geçirir. Bunun sonucunda ise tepki olarak iskelet kasları hızla kasılarak ısı oluşturması amacıyla titreşme yapmayı başlatırken derideki kan damarları daralarak kanı olduğundan daha derin dokulara yönlendirir ve olabildiğince deri yüzeyindeki ısı kaybını azaltmaya çalışır.

Hipofiz bezinden hormon salınımının kontrolü: Hipofiz bezi; hipotalamus bölgesinin hemen altında yer alan iki küçük lobdan oluşan, metabolik olayları düzenleyen ve diğer bezlerin hormon salgısını denetleyen salgı bezidir. Hipotalamusun buradaki rolü ise hipofiz bezinin hormon salgısını yönetmesi ve denetlemesidir. Hipofiz bezinin iki ayrı lobu (Ön ve arka lob) ve iki ayrı lobda hipotalamusun farklı derecelerde etkinliği (Dolaylı ve doğrudan) vardır.

Hipotalamus ve hipofiz bezi ilişkisi

1-Hipofizin ön ve orta lobundan salgılanan hormonlar ve hipotalamus etkinliği: Burada salgılanan hormonlar hipotalamusun dolaylı izni neticesinde salgılanmaktadır. Bunun sebebi hipofiz bezinin belirli bir hormonu salgılaması için hipotalamusun da hormon salgılamasının gerekliliğindendir. Hipotalamus hipofiz bezinin ön lobundan hormon salgılanması için hipotalamus 2 çeşit hormon salgılar. Bunlar: salgılatıcı hormonlar bir diğer ismiyle serbest bırakıcı hormonlar (RF: Releasing factor) (Farklı adlandırma: Liberinler) ve engelleyici hormonlardır (Inhibiting) (Farklı adlandırma: statinler). Releasing factorler çeşitlerine göre farklı hormonları salgılatırken, inhibite edici hormonlar ise hipofizden hormon salgısını durdurur.

Ön hipofiz hormonlarının bir kısmı diğer iç salgı bezlerini uyarmakla görevliyken (FSH ve LH gibi) bununla birlikte bazı hormonlar da vücudumuzdaki sistemlere etki ediyor (Büyüme hormonu ve prolaktin gibi). Bunlar 2 kategoriye ayrılır: FLAT ve PEG (Baş harfleri ile)

A-Tropik hormonlar (FLAT: FSH, LH, ACTH ve TSH): Vücuttaki diğer iç salgı bezlerini uyarır.

B-Direkt hormonlar [PEG: Prolaktin, endorfin, büyüme hormonu (Growth)]: Vücuttaki farklı sistemleri doğrudan uyarır.

NOT: Endorfin hormonu sadece hipofiz bezinin ön lobundan değil merkezi sinir sisteminin farklı bölgelerinden de salgılandığı için tabloya dahil edilmemiştir. (Endorfin hormonu hipotalamustan ek bir uyaran olmadan mı salgılanıyor?)

Hipofizden salgılanması istenenHipofize salmasını söylemek için hipotalamus tarafından salgılananUyarılan hipofiz bezinin salgıladığı hormon ve etkilediği bezlerEtkilenen bezin salgıladığı hormon ya da maddeler
Tirotropin veya prolaktinTirotropin salgılatıcı hormon (TRH veya tiroliberin)Tirotropin [Tiroid uyarıcı hormon (TSH)] ve prolaktin (Diğer ismiyle Laktotropin) (PRL ya da LTH) salgılanır. Tirotropin tiroit bezlerini uyarırken prolaktin meme bezlerini uyarır.Tiroit bezi uyarılması sonucunda tiroksin ve triiyodotironin adlı iki farklı hormon salgılarken meme bezlerinin uyarılması sonucunda ise süt üretimini tetikler.
Kortikotropin (Adrenokortikotropin)Kortikotropin salgılatıcı hormon (CRH veya kortikoliberin)Kortikotropin yani bir diğer adlandırmasıyla Adrenokortikotropin (ACTH) salgılanır. Salgılanan kortikotropin böbrek üstü bezlerin (Adrenal) kabuk kısmını uyarır.Böbrek üstü bezleri (Adrenal) uyarması sonucunda steroid yapılı hormonların salınımı artar. Kortizol üretimi ve salınımı örnek verilebilir.
Gonadotropin [Omurgalılarda iki çeşit gonadotropin vardır: luteinize edici hormon (LH) ve 
folikül uyarıcı hormon (FSH)]
Gonadotropin salgılatıcı hormon (GnRH veya gonadoliberin)Gonadotropin [Luteinize edici hormon (LH) ve 
folikül uyarıcı hormon (FSH)]
salgılanır. Bu iki sinerjik hormon yumurtalık ve testisleri uyarır.
Luteinize edici hormon (LH); kadınlarda ovulasyonu (Yumurtlamayı) ve korpus luteum (Sarı cisim) gelişimini tetikler ve buna ek olarak korpus luteumdan östrojen-progesteron salınımını tetikler, erkeklerde ise testosteron salgılanmasını tetikler. Folikül uyarıcı hormon (FSH); kadınlarda yumurtalık foliküllerinin gelişimi, ooegenezi (Yumurta üretimi) ve östrojen hormonun salınımını tetikler, erkeklerde ise spermatogenezi (Sperm üretimi) tetikler.
SomatotropinBüyüme (Growth) hormonu salgılatıcı hormon diğer adıyla (GHRH veya somatoliberin)Somatotropin diğer adıyla (STH, HGH veya GH) salgılanır ve başlıca kemik dokularını ve kas dokularını uyarır.Başta kemik doku ve kas doku olmak üzere tüm vücut hücrelerini uyarıp protein sentez hızını, insülin direncini ve kana yağ asidi geçişini arttırır ve serbest yağ asitlerinin sağlıklı kullanılmasına yardımcı olur.
Melanotropin [Orta hipofizden salgılanır]MSH salgılatıcı hormon (MSHRH)Melanotropin diğer adıyla Melanosit uyarıcı hormon (MSH) salgılanır ve bu hormon derideki melanosit hücrelerini uyarır.Uyarılan melanosit hücreleri deriye renk veren melanin pigmentini salgılar.
Releasing factor (RF) çeşitleri ve ön hipofizin salgıladığı hormonlar (Ön hipofiz)

NOT: Yukarıdaki tabloda hipotalamus ile ilişkisi olan RF hormonları ele alınmıştır. Ayrı olarak inhibe edici tablo da aşağıda mevcuttur. Hipofizden salgılanan her hormon tablolarda belirtilmemiştir.

Hipofiz bezinden salgılanan hormonlarİnhibe edicileri (Inhibiting)
Tiroid uyarıcı hormon (TSH)Somatostatin (GHIH) [Hipotalamus tarafından]
ProlaktinDopamin [Hipotalamus tarafından]
Adrenokortikotropin (ACTH)Glukokortikoid
Luteinize edici hormon (LH)Kadınlarda östrojen, erkeklerde testosteron
Folikül uyarıcı hormon (FSH)Follistatin
Büyüme hormonu (STH ya da GH)Somatostatin (GHIH) [Hipotalamus tarafından]
Melanosit uyarıcı hormon (MSH) Melanostatin
Ön Hipofiz bezinden salgılanan hormonlar ve inhibe edicileri (Inhibiting)

Aşağıda ön hipofizden salgılanan hormonların genel işlevinden bahseden bir tablo verilmiştir.

Hipofizden salgılanan hormonSalgılanan hormonun genel işlevleri
Tiroid uyarıcı hormon (TSH)Tiroksin ve triiyodotironin adlı iki farklı hormon üretilmesini tetikler. Bunlar ise vücuttaki hemen hemen her hücreye etki ederek bazal metabolizma hızını artırır, protein sentezi hızlandırır, O2 kullanımını artırarak daha hızlı enerji üretilmesini sağlar, büyüme hormonu ile sinerjik çalışarak uzun kemik büyümesine ve nöron olgunlaşmasına katkıda bulunur. Tüm bunların yanında kalsitonin hormonu da tiroid bezinden salgılanır ve bu hormon da kandaki kalsiyum dengesinin normal değerler üzerinde olması durumunda kandan kemiklere kalsiyum geçişini sağlar, bunu böbreklere etki edip kalsiyum geri emilimini azaltarak idrar yoluyla fazla kalsiyumun atılması şeklinde de yaptırabilir. [Düşük olması durumunda da hipotalamus tarafından kontrol edilmeyen parathormon (PTH) tarafından kemiklerden kana kalsiyum geçişi sağlanır.]
Prolaktin (PRL ya da LTH)Memelilerde (Genel olarak dişilerde) süt bezlerini uyararak süt üretilmesini tetiklemesiyle bilinir. Annelik içgüdüsünn ortaya çıkmasında da etkilidir.
Adrenokortikotropin hormon (ACTH) Böbrek üstü bezleri (Adrenal) uyarması sonucunda steroid yapılı hormonların salınımını tetikler. Başta kortizol hormonu (Aldesteron, eşeysel hormonlor, adrenalin ve noradrenalin) olmak üzerde diğer steroid yapılı hormonlarla beraber heyecana ve strese cevap verir, enfeksiyonla savaşır, kan basıncını korur, kan şekerini düzenler.
Luteinize edici hormon (LH)Luteinize edici hormon (LH); kadınlarda ovulasyonu (Yumurtlamayı) ve korpus luteum (Sarı cisim) gelişimini tetikler ve buna ek olarak korpus luteumdan östrojen-progesteron salınımını tetikler, erkeklerde ise testosteron salgılanmasını tetikler.
Folikül uyarıcı hormon (FSH)Folikül uyarıcı hormon (FSH); kadınlarda yumurtalık foliküllerinin gelişimi, ooegenezi (Yumurta üretimi) ve östrojen hormonun salınımını tetikler, erkeklerde ise spermatogenezi (Sperm üretimi) tetikler.
Büyüme hormonu (STH ya da GH)Özellikle kemik doku ve kas doku olmak üzere tüm vücut hücrelerini uyarıp protein sentez hızını, insülin direncini ve kana yağ asidi geçişini arttırır ve serbest yağ asitlerinin sağlıklı kullanılmasına yardımcı olur.
Melanosit uyarıcı hormon (MSH) Uyarılan melanosit hücreleri deriye renk veren melanin pigmentini salgılar.
Ön hipofizden salgılanan hormonların genel işlevleri ve homeostazik etkileri (Dolaylı ve doğrudan etkileri beraber alınmıştır.)

2-Hipofizin arka lobundan salgılanan hormonlar ve hipotalamus etkinliği: Burada salgılanan hormonlar hipotalamusla doğrudan bir bağlantı içermektedir. Herhangi bir salgılatıcı faktöre ihtiyaç duyulmayan bu yapı şöyle açıklanabilir: Hipotalamusta salgılan hormonlar aksonlar aracılığı ile arka hipofize taşınması sonucunda buradan hormonlar kana taşınmış olur. Dolayısıyla herhangi bir releasing factor’e gerek kalmadan doğrudan bir etki ile hormon salınımı gerçekleşir. Bunlara ise nörohormonlar denir.

Hipotalamustan salgılanıp arka hipofiz aracılığı ile salgılanan hormonlarUyardığı bez/bölgeTemel işlevleri
Oksitosin (Oxt ya da OT)Meme bezleri, rahim kaslarıOksitosin cinsel aktiviteye yanıt olarak veya doğum sırasında kana salgılanan bir hormondur. Doğum sürecini hızlandırmak için uterus ve serviks kasılmalarını uyarır. Bunun yanı sıra doğumdan sonra da süt bezlerini uyararak emzirme sırasında meme uçlarından süt salgılanmasını tetikler.
Vazopressin (Antidiüretik: ADH)NefronBöbreklerdeki suyun geri emilimini tetiklemekten sorumludur. Hipotalamusa gelen sinyaller neticesinde kandaki osmotik basınç (Suyun içinde çözünmüş maddelerin su alma isteği) dengesi bu hormonla sağlanmış olur. ADH salgılandığı zaman nefron kanallarının su geçirgenliği artar ve kandaki su miktarı artar. Bu durumda ise idrar yoğunluğunda bir artış gözlemlenmiş olur. (İdrar çıkışı ve kan osmotik basıncının ayarlanması)
Arka hipofizden salgılan hormonlar ve temel işlevleri

Hipotalamusun anatomisi

Hipotalamus farklı fizyolojik fonksiyonlara sahip çekirdekler kümesinden oluşan (Amigdala gibi) diensefalonun (Ara beyin) bir bölümüdür. Anatomik olarak bu çekirdekler kümesini segital olarak 3 ana bölge şeklinde değerlendirebiliriz. Ön, orta ve arka bölgeler (Bazı hipotalamik çekirdekler çok daha küçük çekirdeklere bölündüğü için burada yalnızca ana çekirdekler gösterilmektedir. Toplamda 16 civarı çekirdek vardır.).

Ön (Supraoptik) bölge: Preoptik çekirdek, paraventriküler çekirdek, supraoptik çekirdek, suprakiyazmatik (Üst kiyazmatik) çekirdek, ön hipotalamik çekirdek kısımlarını içerir.

Orta (Tüberal) bölge: Arkuat (Kavisli) çekirdek, ventromedial çekirdek, dorsomedial çekirdek kısımlarını içerir.

Arka (Mammiller) bölge: Mammiller cisim, arka hipotalamik çekirdek kısımlarını içerir.

Yanal hipotalamik alan (Yanal çekirdek): Diğer ana bölgelerin aksine herhangi bölgeye dahil değildir ve bunun yanında diğerlerine göre oldukça geniş bir alan kaplamaktadır. Bir çekirdek olarak alınsa da birden fazla alt çekirdek içeren hipotalamus bölgesidir. Beynin tüm ana bölümleriyle ve hipotalamusun ana çekirdekleri arasında bağlantı kurar.

Hipotalamusun çekirdekleri
Hipotalamus çekirdeğiÇekirdeğin fonksiyonları (İşlevleri)
Preoptik çekirdek• Cinsel hormonun regülasyonu için gonadotropin salgılatıcı hormonun (GnRH) üretimi ve salgılanması.
• Termoregülasyon (Vücut ısısını koruma yeteneği)
Paraventriküler çekirdek• Tirotropin salgılatıcı hormon salınımı
• Kortikotropin (Adrenokortikotropin) hormon salınımı
• Oksitosin salınımı
• Vazopressin (Antidiüretik) salınımı (Az miktarda)
• Somatostatin salınımı
Supraoptik çekirdek• Vazopressin (Antidiüretik) salınımı
• Oksitosin salınımı (Paraventriküler çekirdekten daha az)
Suprakiyazmatik (Üst kiyazmatik) çekirdek• Vücudu aydınlık ve karanlık periyotlarla sirkadiyen ritme senkronize eder.
Ön hipotalamik çekirdek• Termoregülasyon (Vücut ısısını koruma yeteneği)
• Terleme reaksiyonu
• Tirotropin inhibisyonu
Arkuat (Kavisli) çekirdek• Büyüme hormonu salgılayan hormon (GHRH)
• Dopamin salınımı (Prolaktin inhibisyonu)
Ventromedial çekirdek• Tokluk ve dolgunluğun merkezidir.
• Nöroendokrin hücrelerin kontrolü (Nörotransmitterler yoluyla belirli sinirsel girdi sonucu hormonları kana salgılayan hücrelerin tetiğinin kontrolü)
Dorsomedial çekirdek• Kan basıncının düzenlenmesi
• Kalp hızının düzenlenmesi
• Gastrointestinal (Sindirim) sistem stimülasyonu (Uyartı yollayıp işlev hızlandırması yapması örnek gösterilebilir.)
• Duygusal tepki merkezi (Hayvan deneylerinde bu çekirdek uyaran uygulanmaya devam edildikçe saldırgan-agresif davranışlar gözlemlenmiştir.)
Mammiller cisim• Hafıza üzerinde oldukça etkili bir limbik sistem elemanıdır.
• Motivasyon ve davranışlar üzerinde de etkilidir.
Arka hipotalamik çekirdek• Kan basıncının düzenlenmesi
• Göz bebeklerinin genişlemesi
• Üşüme faaliyetine yanıt olarak titreme reaksiyonu
• Termoregülasyon (Vücut ısısını koruma yeteneği)
Yanal hipotalamik alan (Yanal çekirdek)• Oreksin (Hipokretin) hormonu üreten nöronları içermesiyle uyanıklık ve iştah üzerinde etkilidir.
• Beynin tüm ana bölümleriyle ve hipotalamusun ana çekirdekleri arasında bağlantı kurar.
Hipotalamusun ana çekirdekleri ve işlevleri

Hipotalamus disfonksiyonu

Hipotalamus, çekirdekçik kümesinden oluşan ve vücuttaki endokrin bezlerin kontrolünü büyük ölçüde elinde bulunduran organdır. Hipotalamusun herhangi bir çekirdeğinin zarar görmesi o çekirdeğin verdiği uyartıları geçersiz kılacak ve çeşitli fonksiyonları devre dışı bırakacaktır. Hipotalamusun disfonksiyonu davranışsal, dürtüsel vb. gibi fonksiyonlardaki bozukluklar olarak tanımlanabilir. Aşağıda hipotalamik-hipofiz ekseninden kaynaklanabilecek çeşitli klinik sendromlar ele alınmıştır:

Akromegali ve hipofiz devliği

Akromegali ve hipofiz devliği, büyüme hormonunun hipofiz bezinden sürekli salgılanmasıyla (Kontrolsüz) ve nadir görülen bir büyüme bozukluğudur. Hipofiz devliği epifizyal büyüme plakalarının füzyonundan (Epifiz plakasının kemikleşmesi ve büyümenin durması) önce genel olarak büyüme hormonu fazlalığı olan ergenlerde ve çocuklarda görülürken, akromegali epifizyal büyüme plakalarının füzyonundan sonra (Durmuş bir büyüme) büyüme hormonu fazlalığı olan yetişkinlerde görülür.

Epifiz plakasının kemikteki görünümü

Hipofiz devliği olan ergenlerde ve çocuklarda en sık olarak hızlı bir kilo alımı ile eş zamanlı olarak anormal bir boy artış hızı vardır. Bunun yanında bunlara göre daha az olarak görülebilen büyük eller ve ayaklar, yüz hatlarının kabalaşması, aşırı terleme ve makrosefali (Kafatasının anormal derecede büyüklüğü) gibi yan durumlar da görülebilir.

Akromegali olan yetişkinlerde ise makrognati (Alt çenenin anormal büyüklüğü), makroglossi (Dilin anormal büyüklüğü) ve genişlemiş eller, ayaklar gibi durumların yanında dizlerin, ayak bileklerinin, kalçaların ve omurganın hipertrofisi, tiroid ve kalpte viseral genişleme, insülin direnci gibi karakterize ediilmiş semptomlarla birlikte kendini gösterebilirken bu semptomlara ek olarak şunların da eklenmesi mümkündür: Yumuşak doku büyümesi, cilt kalınlaşması ve diyabet (Epifiz plakasının yetişkinlerde füzyona uğramış olmasından ötürü büyüme hormonu fazlalığına rağmen boyda bir artış gözlemlenmez.).

Merkezi diyabet insipidus (Yalancı diyabet)

Merkezi diyabet insipidus, antidiüretik (Vazopressin) hormonunun azalışına bağlı olarak ortaya çıkan bir problemdir. Yaygın sebebi bu duruma özel karakterize bir sebepten kaynaklanmaktadır. Sebebi biraz açmak gerekirse: Vazopressin salgılayan çekirdeklerin (Supraoptik ve paraventriküler çekirdek) yüksek bir olasılığa bağlı olarak otoimmün bir süreç geçirmesi ve buna bağlı olarak yıkılmasıdır. Vazopressin suyun geri emilimini tetikleyerek nefronların su geçirgenliğini artırır. Buna bağlı olarak kan basıncı ve idrarla alakalı birtakım problemlerin çıkabileceği sonucuna varabiliriz. Belirtilerini poliüri (Yüksek miktarda idrar üretimi ve atılımı), polidipsi (Herhangi bir fizyolojik uyaran olmaksızın kompulsif olarak normalden fazla su içme isteği) ve noktüri (Gece idrar yapma ihtiyacı ile sürekli olarak birden fazla kez uyanma durumu) şeklinde kendini göstermektedir.

Uygunsuz antidiüretik hormon sendromu

Diğer ismiyle SIADH olarak da bilinen uygunsuz antidiüretik hormon sendromu vazopressin hormonunun fazla salgılanmasıyla beraber ortaya çıkar. SIADH şu sebeplere bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir: Santral (Merkezi) sinir sistemi hastalıkları, paraneoplastik sendrom, bazı ilaçların (Antidepresan, antineoplastik ilaçlar vs.) kullanımı vb. Şu semptomlar ile kendini gösterir: Hiponatremi (Kandaki sıvı fazlalığına karşın sodyum azlığı: Sodyum konsantrasyonunun normal değerinin altında) kos, mide bulantısı, baş ağrıları, net düşünmede yaşanılan güçlük, kusma, halsiz ve huzursuz bir fiziksel-psikolojik durum, kas güçsüzlüğü vb..

Merkezi hipotiroidizm

Santral hipotiroidizm hastalığı tiroid bezinin vücut için yeteri kadar tiroid hormonu üretememesi sonucu oluşan bir sağlık sorunudur. Tiroid hormonları metobolizma hızında ve enerji üretiminde büyük bir rol sahibidir. Tiroid bezindeki bir bozulma doğrudan metabolizma hızının yavaşlığını ve enerji üretimindeki azalmayı doğuracaktır. Santral olduğu için temel olarak santral sinir sistemindeki (Hipofiz ve hipotalamik bölgeler) tirotropin salgılatıcı hormonun veya tiroid uyarıcı hormonun eksikliğinden kaynaklanan bir problemdir. En yaygın nedeni hipofiz adenomu (Kontrolsüz bölünme ve çoğalma) gibi bir hipofiz kitle lezyonudur. Klinik semptomları şu şekilde sıralanabilir: Uyuşukluk hali, çoçuklarda yavaş büyüme durumu, soğuğa duyarlılık, saç dökülmesi, kuru cilt, kabızlık, cinsel işlev bozukluğu, kilo alımı durumları vb.. Diğer hormonların da düzensizliğine bağlı olarak örtülü ve belirgin ek semptomlarla beraber de kendini gösterebilir.

Fonksiyonel hipotalamik amenore

Daha önceden düzenli olarak adet gören kadınlarda 3 aydan fazla veya düzensiz adet gören kadınlarda 6 aydan fazla bir süre boyunca adet görememe durumu olarak tanımlanabilir. En yaygın nedeni hipotalamiktir ve gonadotropin salgıtıcı hormonunun (GnRH) salgılanmasındaki azalmaya bağlı olarak kendini gösterir. Bu hastalığa sahip olan kadınlarda östrojen eksikliği vardır ve bu eksiklik de aşağıdaki bu hastalığa semptomatize eden durumlara sebep olur: Düşük kemik yoğunluğu, anovulatuar infertilite, meme ve vajinal bölgelerde gerçekleşen atrofi, disparoni, cinsel işlev bozukluğu ve belli başlı duygudurum bozuklukları vb..

Hiperprolaktinemi

Proloktin, dopamin tarafından inhibe edilen bir hormondur. Dopaminin salınımını azaltan herhangi bir faktörde (Örn: Dopaminerjik nöronlarında hasar durumu, laktotrof adenomlar, antipsikotikler) fazla prolaktin salınımı yapılmış olur. Bu durum ise hiperprolaktinemi olarak adlandırılır. Hiperprolaktinemili bireyler erkek-kadın olmalarına ve kadınlarda ise menopoz öncesi-sonrası kadın (Kadınların adet görmeyi bıraktığı ve bunu gereği hamile kalamadığı dönemdir.) olmalarına göre farklı semptomlar göstermektedir. Hiperprolaktinemi menopoz öncesi kadınlarda infertilite (Kısırlık), baş ağrısı, oligomenore (Gecikmeli adet), galaktore (Süt hormonu yüksekliği) ile belirti gösteriren menopoz sonrası kadınlar zaten hipogonadal ve hipoöstrojeniktir (Yumurtlama durumu zaten gerçekleşmemektedir.) dolayısıyla nadiren bu semptomları yaşarlar. Nörogörüntüleme sırasında görüntülenen bir laktotrof adenom optik kiyazma görme kusurlarına neden olacak kadar büyürse teşhis edilebilirler. Hiperprolaktinemili erkeklerde ise hipogonadotropik hipogonadizm (Gonadotropin salgolatıcı hormonda (GnRH) azalma durumunun özel adlandırması) vardır ve libidoda düşüş, iktidarsızlık, kısırlık, jinekomasti (Erkeklerde östrojen ve testosteron dengesizliği sebebiyle meme dokusunda iyi huylu büyüme) ve nadiren galaktore (Süt hormonu yüksekliği) şeklinde belirtiler söz konusudur.

NOT: Belirtilen hastalık durumları hipotalamik-hipofiz bozukluklarından yalnızca öne çıkan durumları ele almaktadır. Endokrin bezlerin neredeyse tümünde söz sahibi olan hipotalamik bölgede ve hipofiz bölgesinde yaşanılan bir sıkıntı hormonun görevine göre bir probleme ve problemi karakterize eden belirtilere yol açar.

NOT: Hipotalamus bir çekirdekler kümesi ve her çekirdeğin farklı görev tanımları olan bir beyin yapısıdır. Hipotalamusun hasarının tedavisi konusunda hipotalamus bir bütün olarak ele alınamayacak kadar çok yapılı ve fonksiyonlu bir yapıdır. Herhangi bir hipotalamus hasarında hipotalamusun tümünün değerlendirilmesi değil spesifik olarak o bölgenin değerlendirilmesi, buna yönelik çözümlerin hastalığın semptomlarına ve bu semptomlara bağlı çözümlere şeklinde odaklanılması gerekir. Herhangi bir disfonksiyonda hipotalamusun tamamı değil ilgili bölgeye yönelik tedavi ve çözümler getirilir. Bu hipotalamusun çok çekirdekli ve çok fonksiyonlu olmasından kaynaklanır ki bu da beraberinde birden fazla kombinasyon getirir. Buna bağlı olarak da birden fazla hastalık çıkar.

Kaynaklar

Total
0
Shares
4 comments

Leave a Reply

Previous Article

Borderline Kişilik Bozukluğu (BPD)

Next Article

Makale Yazma Yönergeleri

Related Posts
Total
0
Share