Türk kültüründe derin bir anlam taşıyan bozkurt simgesi, yüzyıllardır Türklerin kimliğini ve birliğini temsil ediyor. Bu gizemli figür; mitolojiden tarihe, edebiyattan siyasete kadar pek çok alanda karşımıza çıkıyor. İşte; Türklerin benimsediği ve günlük hayatta yer verdiği bozkurt işareti diğer sembollerle birlikte kökeni, anlamı ve günümüzdeki yeri hakkında merak edilenler!..
Türklerin benimsediği semboller ve anlamları nelerdir?
Türkler, tarih boyunca benimsedikleri çeşitli sembollere de yansıyan zengin ve çok köklü bir kültürel mirasa sahiptir. Bu semboller, ulusal kimlikten kültürel öneme ve dini inançlara kadar bir dizi anlamı barındırmaktadır.
Hilal ve yıldız
Türk bayrağında kırmızı zemin üzerinde beyaz bir hilal ve beş köşeli bir yıldız bulunur. Dolayısıyla hilal ve yıldız; Türk bayrağında belirgin bir şekilde yer alan, belki de Türklerle ilişkilendirilen en yaygın olarak tanınan sembollerdir.
Hilal, tarihsel geçmiş olarak Bizans İmparatorluğu da dahil olmak üzere bölgedeki çeşitli medeniyetler tarafından bir sembol olarak kullanılmıştır. Türkler için hilal, ilerlemeyi ve geleceğe doğru hareketi simgelemektedir.
Beş köşeli yıldız, ışığı ve rehberliği temsil eder. Türk bayrağı bağlamında genellikle laiklik ve inkılapçılık da dahil olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti’nin ilkelerinin bir sembolü olarak görülür. Efsaneye göre 1448 yılında Türklerin zafer kazandığı II. Kosova Savaşı‘ndan sonra kan gölleri bir yıldızla birlikte hilalin yansıması ortaya çıkmıştır. Sultan II. Murat, ilerleme ve aydınlanma arzusunu simgeleyen bu sembolü benimsemiştir.
Altı köşeli yıldız, “Yukarıda olduğu gibi aşağıda da vardır.” anlayışını temsil eder. Yukarı bakan üçgen ruhani alemi, aşağı bakan üçgen ise maddi dünyayı betimler. Bu anlayış; evrendeki her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğunu, kişinin kendini anlamasının evreni anlamasına yol açacağını öne sürer. Bütünün kendi parçaları içinde var olduğu ve bunun tersinin de geçerli olduğu fikrini yansıtır.

Yahudilikte Davut Yıldızı, Hinduizm’de Şatkona ve İslam’da Süleyman’ın Mührü (Mühr-ü Süleyman) olarak bilinir. En eski örneği Mısır’ın Heliopolis Tapınağı’nda bulunmuştur ve 2000 yıl öncesine dayanmaktadır. Hint tapınaklarını, antik kiliseleri, sinagogları ve Şinto tapınaklarını süslemiştir. Yaygın olarak bilinen Türk devletleri arasında yer alan Karamanoğulları Beyliği, altı köşeli yıldızı bayrağına işlemiştir.
Eski bir Türk sembolü, sekiz köşeli bir yıldız olan Selçuklu Yıldızı (veya tamga) ise Büyük Selçuklu İmparatorluğu (1037 – 1157) döneminde yaygındı. Türk-Fars kültürel etkisine sahip olan bu imparatorluk, yıldızı bir damga veya mühür olarak kullanmıştır.

Kırmızı ve beyaz renkler
Türk bayrağının kırmızı ve beyaz renkleri derin anlamlar taşımaktadır. Kırmızı, bağımsızlık mücadelesinde askerler tarafından dökülen kanı ve Türk halkının cesaretini temsil ederken beyaz ise barışı ve barış özlemini sembolize eder. Başka bir deyişle: “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesine uygun, bağımsızlık (İstiklal) içerisinde bir gelecek (İstikbal) arzusunu simgeler.
Nazar boncuğu
Kötülükleri uzaklaştırmak ve negatif enerjiden korunmak için kullanılan, yaygın bir semboldür. MÖ 1500’lü yıllarda Akdeniz bölgesinde ortaya çıkan; Musevi, Hristiyan, Müslüman, Budist ve Hindu toplumlarında kötü gözlerden korunmak amacıyla kullanılan bu sembol, Orta Asya’da Tengricilik (Şamanizm) Dönemi’nde Türklerin yaşamına girmiştir. Türkler, nazarı İsabet-i Ayn olarak adlandırmış ve bu kötü etkilerden korunmak için nazar boncuğu (Eski Türkçe: munçuk, moncuk, monşak, monçak, monçok veya muyınçak) kullanmaya başlamışlardır.

Lale
Aslen Orta Asya bozkırlarına özgü bir kır çiçeği olan lale, Türk kültüründe özel bir yere sahiptir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde lale; özellikle barış, refah ve kültürel çiçeklenme dönemi olan 18. yüzyılın başlarındaki Lale Devri’nde güzellik, zarafet ve mükemmelliğin sembolü haline gelmiştir.

Ejderha
Erken dönem Türk simge biliminde (ikonografisinde) ejderha, Büke olarak betimlenir. Kozmik güçleri ve kudreti simgeler. Büke isminin kendisi de derin bir anlam taşır.
Ejderhalar, eski Türk geleneğinde Tanrı’yı (Tengri) sembolize eder. Bununla birlikte ejderhalara tanrı olarak tapınılmadığını, daha ziyade güçlü semboller olarak hizmet ettiklerini belirtmek önemlidir.
Türk mitolojisindeki bir diğer ejderha da Evren‘dir. Daha geniş kozmik düzeni ve doğal güçleri yansıtan kudret ve gücü temsil eder. Tüm bunlar dışında Yelbegen, Yelbeğen, Yilbeğen veya Celbeğen olarak anılan, ejderha olarak da tasvir edilen, çok büyük bir yaratık mevcuttur.

Çift başlı kartal
Çift başlı kartal, kullanımı Türklerin Anadolu’ya gelişinden öncesine dayanan ancak Selçuklu Türkleri tarafından da benimsenen ve kullanılan eski bir simgedir. Bu sembol, Selçuklu İmparatorluğu’nun hâkimiyetini ve etkisini yansıtarak hem Doğu hem de Batı üzerindeki egemenliğini temsil eder.

Bozkurt: Türklerin yüzyıllardır kullandığı sembol
Bozkurt işareti, Türk kültüründe derin bir öneme sahiptir. Cesareti, özgürlüğü ve savaşçı ruhu temsil eden bu sembolün kökleri eski Türk mitolojisine dayanmaktadır. Yeniden doğuşu ve türeyişi simgeleyen bozkurt, tarih boyunca çeşitli Türk halklarıyla ilişkilendirilmiştir. Göktürk Kağanlığı’ndan günümüz Türk cumhuriyetlerine kadar bu amblem, Türk halkı arasında gurur ve kimlik uyandırmaya devam etmektedir.
Bozkurdun anlamı ve sembolizmi
Bozkurt, tarih boyunca dünya çapında birçok kültürde güçlü bir sembol olmuştur; ancak özellikle Türk kültüründeki önemi köklü bir geçmişe sahiptir. Kökböri (Gökbörü) ya da böri (börü) olarak da adlandırılır.
Türk mitolojisinde bozkurt, genellikle bir rehber ve koruyucu olarak tasvir edilir. Dişi kurt Asena’nın destanı, kurdun Türk halkına esenlik ve güven veren pek çok öyküsünden sadece biridir. Kurt; rehberlik ve dayanıklılık sembolü olarak görülür. Gücü, sadakati, özgürlüğü ve Türk halkı ile doğal dünya arasındaki ilahi bağlantıyı sembolize eder.

Göktürk Kağanlığı (552 – 744), mavi bayraklarında bir kurda yer vermiştir. Kendilerine göre bu amblem; savaşı, savaş ruhunu, özgürlüğü, hızı ve doğayı temsil ediyordu. İnanışlarına göre Türk ulusu için bir tehdit belirdiğinde bir kurt ortaya çıkar ve kendilerine rehberlik ederdi. Hatta olası tehlikelerden korunmak için çadırlarının önüne kurt başlı altın direkler (tuğ) yerleştirirlerdi. Ergenekon Destanı’na göre Türkler; demir dağları eriterek Ergenekon’dan çıktıklarında onlara kılavuzluk eden, dişi bir kurt olan Börteçine’nin (Bozkurt) önderliğinde yollarını bulmuşlardır.
Altıncı yüzyıla ait altı bölümlük Orhun Yazıtları’nın en önemli bölümü olarak kabul edilen Kül Tigin Yazıtı‘nda kurttan süt emen bir çocuk tasvir edilerek kültürlerinde insanlarla kurtlar arasındaki yakın bağ vurgulanmıştır. Türk halk kültüründe kurt dişi taşımanın nazara karşı koruduğuna inanılırdı.

Bozkurdun tarihsel rolü
Bozkurdun Türk kültüründeki tarihsel önemi antik çağlara kadar uzanmaktadır. Sonradan büyük bir lider olacak bir Türk çocuğunu emziren ve koruyan, efsanevi bir kurt olan Asena’nın efsanesi, kurdun Türk halkının koruyucusu ve atası olarak rolünü vurgulamaktadır. Bu efsane -diğerlerinin yanı sıra- bozkurdu Türk irfanında ve tarih bilincinde merkezî bir figür olarak sağlamlaştırmıştır.
Kurt Aşina; tüm Türk ve Moğol boylarının destanlarının, başka bir deyişle köken öykülerinin, bir parçasıdır. Kurt Aşina efsanesinin en bilinen sürümü Bozkurt Destanı, önde gelen bir Türk boyları konfederasyonu olan Göktürklerden gelmektedir. Destana göre Göktürklerin ataları, komşu bir kabile tarafından katledilmiştir. Sadece bacakları kesilen genç bir çocuk hayatta kalmış, ancak dişi bir kurt tarafından kurtarılmıştır. Dişi kurt oğlanı sağlığına kavuşturmuş ve daha sonra oğlan ile kurdun on oğlu olmuştur. Bu oğullardan birinin adı Aşina’dır ve Göktürk Kağanlığı’nın atası olmuştur.

Efsanenin Uygur sürümü olan Uygur Türeyiş Destanı, Göktürklerinkine benzer. Uygurlar da atalarının, soyundan geldikleri bir kurt tarafından kurtarıldığına inanır. Eski Hun hükümdarlarından birinin güzellikleriyle ünlü iki kızı vardı ve onların tanrılarla evlenmek için yaratıldığına dair bir inanç hakimdi. Hükümdar bu söylentileri duyunca kızlarını insanlardan korumak amacıyla ülkesinin kuzeyinde yüksek bir kule yaptırarak onları oraya kapattı. Bir gün hükümdarın kızlarıyla evlenmesi için dualar ettiği Tanrı, bozkurt suretinde geldi ve kızlarla evlenerek birçok çocuk sahibi oldu. Bu çocuklardan bazıları olan Dokuz Oğuz-Onoğurlar, bozkurt (Gök Oğul) sesine benzer bir sese sahiplerdi. Babalarının bozkurt ruhunu taşıyan bu çocuklar zamanla çoğaldılar. Bu efsane, güçlüklere karşı dayanıklılığın ve hayatta kalmanın bir nişanesidir.
Diğer taraftan kurt efsanesinin Moğol sürümü, Moğol kimliğiyle yakından bağlantılıdır. Bir efsaneye göre Moğollar soylarını mavi-gri bir kurt ile dişi bir geyiğe (Moğolca: Kubamaral, Govamaral / Goa Maral, Guvamaral; Türkçe: Alasığın, Alageyik) dayandırmaktadır. Bu çift, Moğol halkının orijinal ataları olarak kabul edilir ve birliktelikleri Moğol soyunun başlangıcını ifade eder.

Kurt sembolü, dördüncü ve beşinci yüzyıllarda Orta Asya’da yaşayan çeşitli Türk boyları tarafından kullanılmıştır. Bir Türk boyu olan Usunlar (Wusunlar), MÖ 174 civarında bu sembolü ilk benimseyenler arasındaydı. MS dördüncü ve beşinci yüzyıllarda kurt motifi, Kanglılar (Kao-Ch’e) olarak bilinen de dahil olmak üzere diğer Türk boyları tarafından benimsenmiştir.
Diğer taraftan tarihî araştırmalar; bozkurt işaretinin Hunlar, Kırgızlar, Yakutlar, Başkurtlar, Kıpçaklar ve Peçenekler de dahil olmak üzere çeşitli Türk boyları tarafından da soylarını belirtmek için kullanıldığını göstermektedir. 10. yüzyılda yaşamış İranlı şair Firdevsi; eski İran efsaneleri üzerine kurulu, manzum destan eseri Şehname‘de Türk kadınlarını bozkurt benzeri bir işaret yaparken tasvir etmiştir.

Kurt sembolü yani bozkurt işareti, daha önceki Türk devletlerine göre daha az belirgin olsa da Selçuklu Dönemi’nde de önemini korumuştur. Sembol, kültürel ve sanatsal betimlemelerde kendisini göstermiştir. Osmanlı Dönemi’nde daha az merkezî bir konuma sahip olsa da özellikle halk nazarında kabul görmeye ve kültürel bir amblem olarak belirli bağlamlarda kullanılmaya devam etmiştir. İslamiyet’i benimseyen Osmanlılar, daha çeşitli sembolleri bir araya getirmişlerdir.
Türkiye’de “Asena” isminin dişi kurt anlamına geldiği düşünülmektedir. Ziya Gökalp, 1922’de Diyarbakır’da yayımlanan Küçük Mecmua dergisindeki Türk Devletinin Tekâmülü adlı makalesinde Çinlilere göre Asena’nın kurt anlamına geldiğini belirtmiştir. Göktürk Kağanlığı’nın eski hükümdarlarının bağlı olduğu ve Aşina, Zena, Asen veya Şunnu olarak bilinen hanedanın, efsaneye göre bu dişi kurttan türediği düşünülmektedir. Bu isim, aslında Açina kelimesinden türemiştir.

Mustafa Kemal Atatürk, ulusal birliğin önemini vurgulamıştır. Bu çabanın bir parçası olarak Köprülüzâde Mehmed Fuad’a (Ord. Prof. Dr. Mehmet Fuat Köprülü) İstanbul’da yer alan, Türk kültürünü ve mirasını araştırmayı ve tanıtmayı amaçlayan Türkiyat Enstitüsünü kurdurmuştur. Enstitünün ambleminde bozkurt sembolü ve altında Türk’ün İlim Ateşi Tütsün yazısı yer alıyordu.
Mahmut Esat Bey; Türk Kurtuluş Savaşı’na Kuşadası’nda Kuvayımilliye çeteleriyle birlikte katılmış, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu’nda (I. Grup) İdare Heyeti Üyeliği, İzmir Milletvekilliği ve İktisat Vekilliği gibi pek çok önemli görevde bulunmuştur. 1927 yılında Ege Denizi’nde Türk gemisi Bozkurt ile Fransız gemisi Lotus’un çarpışması sonucunda 8 Türk denizcisi hayatını kaybetmişti. Türk Adliyesi, olayın ardından Fransız kaptanı tutuklamış, bu durum Türkiye ile Fransa arasında bir anlaşmazlığa yol açmıştı. Bu sorunu çözmek amacıyla Atatürk’ün onayını alarak Mahmut Esat Bey, konuyu Lahey Adalet Divanı’na götürmüştü. 7 Eylül 1927’de Lahey’de Türk hükümetini temsil eden Mahmut Esat Bey, yaptığı etkili savunma ile davayı kazanmış ve bu dava dünya hukuk literatürüne “Lotus-Bozkurt Davası” olarak geçmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, Mahmut Esat Bey’in bu başarısı üzerine kendisine Bozkurt soyadını vermiştir.

1932 yılında İngiltere’de basılan Bozkurt (EN: Gray Wolf) adlı bir kitap, Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatta iken yayımlanan ilk biyografisi olarak dikkat çekmiştir. Bu eser, Atatürk’ü putlaştırmayan, insani yönlerini göz ardı etmeyen ve hatta bazılarına göre düşmanca bir üslupla kaleme alınmıştı. Kılıç Ali’nin hatıralarında kitabın Türkiye’de yasaklandığını ve Atatürk’ün kitabı merak ederek yurt dışından getirtip tercüme ettirdiğini, sonrasında ise ilgililerle birlikte incelediğini anlatmıştı.
Kitap, Atatürk hakkında “çok yetenekli, inatçı bir enerjiye sahip ancak insafsız, itici tavırları olan, özgür ruhlu, düşkün olduğu zevkleri ve hırsları olan; dostluğa pek önem vermeyen” bir portre çiziyordu. Ancak ilginçtir ki kitapta Atatürk’ün alkol tüketimi ve eğlence hayatıyla ilgili bölümlerden sonra yazar Harold Courtenay Armstrong, Atatürk’ün vatan ve millet için gösterdiği “aslan gibi cesareti” de takdirle anlatıyordu. Mustafa Kemal bu satırları duyunca hiç kızmamış, aksine: “Eksiklikleri var, onları ben tamamlayayım da kitap yayımlansın ve memlekette okunsun!” diyerek kitabın ithalinin hatalı olduğunu belirtmişti.
Atatürk, sofrasında verdiği sözü unutmayarak kitabı değerlendirdi ve Necmeddin Sadak aracılığıyla düzeltmeler yaparak 7 Aralık 1932’de “Akşam” gazetesinde yayımlanan bir yazıyla karşılık verdi. Bu cevap, daha sonra Sadi Borak tarafından Armstrong’tan Bozkurt: Mustafa Kemâl ve İftiralara Cevap adıyla kitaplaştırıldı.

Özetle bozkurt sembolü, geçmişten günümüze Türklerle ve kurmuş oldukları devletlerle iç içedir. Türklerin gücünü, bağımsızlığını ve özgürlükçü ruhunu temsil eden, önemli bir unsurdur ve hâlâ Türk kültüründe yaşamaktadır.
Bozkurt işaretinin günümüzdeki kullanımı
Bozkurt işareti, tarihi ve kültürel bir öneme sahip olmakla birlikte günümüzde de önem kazanmıştır.
BF Traktör Azerbaycan (Tractor Sazi / Traktör Sazi), tam adıyla Başgâh-ı Futbol Traktör Azerbaycan (Farsça: باشگاه فوتبال تراکتور آذربایجان), İran’ın Doğu Azerbaycan eyaletinin başkenti Tebriz’de bulunan bir spor kulübüdür. 1970 yılında kurulan kulüp, 2001-02 sezonunda küme düşmüş, ancak 2009-10 sezonunda yeniden İran Süper Ligi’ne (Lig-i Berter-i Halîc-i Fars) yükselmiştir ve halen bu ligde mücadele etmektedir. Traktör Sazi Futbol Kulübü, 2021 yılında Asya Futbol Konfederasyonu (AFC) tarafından yapılan bir ankette Asya’nın en popüler kulübü olarak seçilmiştir. 35 milyondan fazla taraftarıyla en çok taraftara sahip Türk takımı olan Traktör, ayrıca ligin en yüksek seyirci ortalamasına sahip takımıdır. “Kızıl Kurtlar” olarak da anılan takımın meşhur taraftar grubu Traktör Bozkurtları’dır.

Bozkurtların Ölümü (1946) ve Bozkurtlar Diriliyor (1949) eserleriyle Hüseyin Nihal Atsız ve Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi Dördüncü Genel Başkanı ve ardılı Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kurucu Genel Başkanı (1965 – 1997) Alparslan Türkeş gibi Türkçü düşünürlerin önderliğinde bozkurt işareti, Türk milliyetçiliğinin önemli bir unsuru haline gelmiştir. Bu dönem, Bozkurt’un milliyetçi sembolizmdeki yerinin güçlendiği bir dönemdir.
Bozkurt işareti ve selamı, MHP’yle ilişkili aşırı sağcı paramiliter örgüt olan Ülkü Ocakları’yla ve bir dizi siyasetçiyle ilişkilendirilse de Prof. Dr. Hanım Halilova; bozkurt işaretinin MHP’nin işareti olmadığını, Türklüğün simgelerinden birisi olduğunu belirtmiştir.

Bozkurt işareti, Amerikan profesyonel güreş organizasyonları NWO ve WWE tarafından 1990’lardan bu yana kullanılmaktadır. WWE, bu işareti “profesyonel güreş tarihinin en ikonik işareti” olarak nitelendirmiştir. İşareti ilk kez yapan Kevin Nash, bu hareketin kaynağı Sean Waltman’ın Avrupa’da bir barda “Türk kurdu işaretini yapan Türklerden esinlendiğini” belirtmiştir. Bu işareti kullananlar arasında D-Generation X, The Club ve Bullet Club gibi gruplar bulunmaktadır.

Türkiye Millî Futbol Takımı oyuncusu Merih Demiral, 2 Temmuz’da 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası Son 16 Turu’nda Avusturya’ya karşı oynanan maçta attığı ikinci golden sonra bozkurt işareti yaparak sevinç göstermiştir. Bu durum, UEFA’nın “siyasi simge yasağı nedeniyle” hakkında soruşturma açılmasına ve 2 maçtan men cezası almasına yol açmıştır. Türkiye’de benzer durumlarda men cezası verilmediği için bu karar, yoğun eleştirilere neden olmuştur. Tepkiye yol açan benzer olaylar arasında; 2016 Avrupa Şampiyonası elemelerinde Sırbistan’ın Arnavutluk’u 2-0 yendiği maçta Kolarov’un 90+1’de attığı gol sonrası Tosic’in Sırp Çetnik selamı vermesine rağmen ceza almaması ve 2018 Dünya Kupası’ndaki İsviçre-Sırbistan maçında Arnavut kökenli futbolcular Xhaka ve Shaqiri’nin attıkları gollerden sonra Arnavutluk’un sembolü olan “çift kartal” işaretini yapmalarına rağmen men cezası almamaları yer almaktadır.

Sonuç olarak Türk kültürü ve tarihine derinlemesine kök salmış semboller, Türk milletinin kimliğini ve ruhunu yansıtan önemli unsurlardır. Bozkurt, hilal ve yıldız, kırmızı ve beyaz renkler, nazar boncuğu, lale, ejderha ve çift başlı kartal gibi simgeler; Türklerin tarih boyunca benimsediği ve anlam yüklediği değerlerdir. Özellikle Bozkurt; Türk milletinin asaletini, cesaretini ve özgürlüğe olan düşkünlüğünü simgeleyen en güçlü sembollerden biri olarak yüzyıllardır varlığını sürdürmektedir. Tarihsel süreçte Türk toplumuna ilham veren ve birlik duygusunu pekiştiren bozkurt işareti, günümüzde de Türk kültürünün önemli bir parçası olarak varlığını korumakta ve modern dünyanın çeşitli alanlarında kullanılmaktadır. Bu sembollerin her biri, Türk milletinin zengin kültürel mirasını ve tarih boyunca süregelen değerlerini anlamamıza yardımcı olmaktadır.
- WEBSİTE Bi’ Dolu Baskı. (n.d.). Türk Bayrağının Anlamı ve Tarihi. Bi’ Dolu Baskı [Bi’ Dolu Baskı]
- KİTAP Çoruhlu, Y. Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi. (1995). Ötüken Neşriyat.
- WEBSİTE Peker, A. U. (2018). Selçuklu Mimarisi’nde Anlam. Academia. [Academia]
- WEBSİTE Andreas. (2024, March 12). Turkey flag unveiled: colors, meaning, coat of arms, flag map, and similar flags | MAPPR. Mappr. [Mappr]
- WEBSİTE Nazarlığın tarihsel kökeni nereye dayanıyor? – BBC News Türkçe. (2018, February 20). BBC News Türkçe. [BBC News Türkçe]
- WEBSİTE İstanbul Lale Vakfı. (2022, December 14). Geçmişten günümüze lale. . . İstanbul Lale Vakfı. [İstanbul Lale Vakfı]
- AKADEMİK DERGİ Duman, H. (2019). Türk Mitolojisinde Ejderha. Uluslararası Beşeri Bilimler Ve Eğitim Dergisi, 5(11), 482-493.
- WEBSİTE Akademik Tarih. (2020, May 30). Türk Kültür ve Sanatında Çift Başlı Kartal. Akademik Tarih [Akademik Tarih]
- KİTAP Gökalp, Z. (1989). Şiirler ve Halk Masalları: Ziya Gökalp Külliyatı-1. Türk Tarih Kurumu.
- AKADEMİK DERGİ Altun, Z. (2019). Türk Kültüründe “Kurt Kavramı” Üzerine Bir İnceleme. 21. Yüzyılda Eğitim Ve Toplum, 8(22).
- SÖZLÜK GÖNDERİSİ Wikipedia English. (2024). Tractor S.C. In Wikipedia English. [Wikipedia English]
- SÖZLÜK GÖNDERİSİ Wikipedia English. (2024). Wolf salute. In Wikipedia English. [Wikipedia English]
- HABER MAKALESİ TRT Haber. (2024, July 5). İlber Ortaylı: Bozkurt, Türk milletinin sembolüdür. TRT Haber. [TRT Haber]
- HABER MAKALESİ Oda TV. (2024, July 5). Prof. Dr. Hanım Halilova: Türkeş’e bunu ben öğrettim. Oda TV. [Oda TV]
APA 7: Çarıkçıoğlu, A.E. (2024, July 7). Bozkurt: Türk’ün Milli Sembolü. PerEXP Teamworks. [Makale Bağlantısı]
2 yorum