Follow
Subscription Form

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB)

Günümüzde sıkça duyulmaya başlayan obsesif kompulsif bozukluk ne olduğunu, nasıl gerçekleştiğini, tanısı için nelerin gerektiğini, bireylerin bu sorunla nasıl mücadele ettiğini, genetik ve çevresel faktörlerin etkisinin nasıl olduğuna bu makalemizde değineceğiz.

Obsesif kompulsif bozukluk (OKB)

Obsesif kompulsif bozukluk (OKB) nedir?

Obsesif kompulsif bozukluk (OKB), bireyin tekrarlayan ve istenmeyen düşünceye sürekli maruz kalmasının (Takıntı aşaması) yanında onları o fiili tekrar tekrar yapmaya itilmiş hissettiren (Zorlantı aşaması) bozukluktur. Bunlara sırasıyla obsesyonlar ve kompulsiyonlar denir. Obsesif kompulsif bozukluğa sahip olmayan bir bireyin sürekli ve rahatsız edici düşüncelere sahip olması normal karşılanabilir ve olması da gayet normaldir. Çünkü bu düşünceler ve/veya davranışlar tipik günlük yaşamını bozmayacak derecede olabilir. Obsesif kompulsif bozukluğa sahip insanlarda düşünceler kalıcı, davranışlar ise katıdır. Bu bozukluğa sahip bireylerde davranışları gerçekleştirmemek onlar için büyük bir sıkıntıya sebep olmaktadır. Obsesif kompulsif bozukluğa sahip insanlar düşüncelerinin gerçekçi olmadığının farkında olsalar da bu düşüncelerden kurtulmak ve davranışlarını kontrol etmekte -durdurmakta- zorlanmaktadırlar.

Obsesyonlar (Takıntı)

Obsesyon rahatsız edici, kaygı verici duygulara sebep olan yineleyici ve kalıcı düşünceler, dürtüler ve görüntüler olarak tanımlanabilir. Obsesif kompulsif bozukluğun obsesyonlarına değinmek gerekirse, tipik obsesyonlar: (Türlerine ve spektruma göre değişiklik gösterebilir.)

• İnsanlar veya çevre tarafından kirlenme korkusu,

• Rahatsız edici cinsel düşünceler veya görüntüler,

• Müstehcenlikleri veya hakaretleri ağzınızdan kaçırma korkusu,

• Düzen, simetri veya kesinlik konusunda aşırı endişe,

• Sesler, resimler, kelimeler veya sayılarla ilgili tekrarlayan müdahaleci düşünceler,

• Önemli bir şeyi kaybetme veya atma korkusu gibi belirtiler ana belirtiler olarak gösterilebilir.

Obsesif kompulsif bozukluğu olan birey bunların mantıksız ve gerçekçilikten uzak olduğunun farkındadır ancak bozukluğun getirdiği sorunları mantık ve muhakeme yoluyla çözememektedirler.

Kompulsiyonlar (Zorlama)

Kompulsiyon obsesyonun sonucu olarak davranışa zorlandığını hissettiği davranışlar veya zihinsel eylemlerdir. Davranışlar kişinin takıntısının getirdiği sıkıntıyı önlemek ya da azaltmak amacıyla kullanılır. Kompulsiyonlara değinmek gerekirse, tipik kompulsiyonlar:

• Aşırı veya ritüelleştirilmiş el yıkama, duş alma, diş fırçalama veya tuvalete gitme

• Ev eşyalarının tekrar tekrar temizlenmesi

• İşleri belirli bir şekilde sipariş etme veya düzenleme

• Kilitleri, anahtarları veya cihazları tekrar tekrar kontrol etme

• Sürekli onay veya güvence aramak

• Belirli bir sayıya kadar tekrarlanan sayma

Obsesif kompulsif bozukluk obsesyonun sonucunun kompulsiyon olmasının ardından kendini göstermiş olur.

Obsesif kompulsif bozukluğun türleri

OKB’nin bugüne kadar sınıflandırılmış 5 türü vardır, bunlar;

Varoluşsal OKB: Varoluşsal veya felsefi OKB, kesin cevapları olmayan sorular hakkında tekrarlayan ve rahatsız edici düşüncelerle doludur. Genelde soruları “Ben gerçek miyim?”, “Bu dünya bir simülasyon mu?”, “Kendi kararlarımı ben mi veriyorum yoksa dış bir güç mü veriyor?” olur.

Hijyenik (Kontaminasyon) OKB: Bu tür OKB sahibi kişiler; mikrop veya bulaşan şeylere büyük bir takıntı duyarlar, genelde bu tür bulaşıcı şeylerden uzak durur ve bu takıntıyı rahatlatmak için el yıkama, dezenfekte etmek, aşırı temizlik, kirlenmiş olarak görülen şeyleri atmak veya sürekli yıkamak, sürekli kıyafet değiştirmek, kendine özgü temiz ve güvenli yerler oluştururlar.

Mükemmeliyetçi OKB: Bu tür OKB’ye sahip insanlar, düzen ve “Mükemmeliyet”e ulaşmak için büyük bir dürtü hissederler; sürekli bir şeyleri saymak, sürekli yerlerini değiştirmek gibi geçici rahatlamalarına yardımcı olacak eylemlere girerler. Bu türe sahip bazıları anksiyete bozukluğu veya batıl inançlara sahip olabilir -düzenli olmaz ise kötü bir şey olacağı inancı-. Genellikle davranışları şunlardır; sürekli eşyaları düzenlemek, simetriye aşırı dikkat etme, tam doğru olduğunu düşünene kadar eşyaları düzenleme, sürekli sahip oldukları şeyi saymak, büyü hakkında takıntılı düşünceler veya işleri düzgün olmaz ise kötü bir şey olacağı inancı, belirli nesnelere aşırı anlam yükleyip istifçilik yapma…

Kontrolcü OKB: Bu tür OKB’ye sahip insanlar dikkatsizlikleri veya ihmalleri nedeniyle kendilerine veya başkalarına zarar vereceklerini düşünürler. İstemeden zarar verme konusunda büyük bir korku yaşarlar. Örneğin “Gazın altını açık bıraktım mı?” gibi sorular sorup bir şey olmasından korkarlar. Yaygın görülen davranışları şunlardır; Kapı kilitleri, ışıklar vb. şeyleri yeniden kontrol etme, kötü bir şey yapmadığına emin olmak, birine zarar vermediğine emin olmak için bütün günlük işleri tekrar gözden geçirme.

İstenmeyen düşünceli OKB: Bu tür OKB’ye sahip insanlar kişinin ahlakını aşan; akla istemsizce gelen cinsel, şiddetli veya dini içerikli düşüncelere sahiptir. Tanısı zor olan bir türdür. Davranışları genelde şöyledir: Doğası gereği cinsel, şiddetli veya dini düşünceler, böyle düşüncelere sahip olmanın kişiyi kötü yaptığına inanma, küfür veya din sorgulamaları gibi şeylere aşırı takıntı. Genelde bu tür düşünceleri bastırmak için şu davranışlara girerler: dini sorgulamaları vs. aşırı dualar vb. şekilde bastırma, aşırı gözden geçirme ve güven sağlamaya uğraşma, düşünceyi tetikleyen şeylerden kaçınma.

Obsesif-kompulsif ve ilişkili bozukluklar

OKB, her psikolojik bozukluğun yaptığı gibi diğer problemlere sebep olabilir, genellikle anksiyete bozuklukları ve duygudurum bozukluklarına sebep olur, örneğin depresyon veya yaygın anksiyete bozukluğu ile birlikte görülebilir. OKB, takıntılar vb. şeyler yüzünden aktivite ve dikkat bozukluğuna sebep olabilir.

Obsesif kompulsif bozukluk nasıl olur (Gelişir)?

DSM-5 kriterlerine göre; hastalarda var olan hafif bir kusurun veya başkalarına görünür olmayan bir durumun, kişi tarafından ciddi bir kusur veya özür olduğu düşüncesiyle devamlı uğraşma hali mevcuttur. Kişi bu algısından dolayı yineleyici davranışlarda bulunma (Aynaya bakma, çekidüzen verme, deri yolma, kamuflaj, güven arayışı) veya zihinsel eylemlerde (Kendi özelliklerini başkalarıyla karşılaştırma gibi) bulunur. Ve bu durum toplumsal, işlevsel alanlarda ciddi bozulmalara neden olur, yaşam kalitesi ileri derecede bozulur. Bir diğer belirleyici karakter içgörünün iyi/kötü veya hiç olmaması halidir.

Obsesif hastalıklar, kaygı bozuklukları, duygu durum bozuklukları ve/veya madde bağımlılıkları BDB (Beden dismorfik bozukluğu) hastalığına eşlik edebilir.

OCD’deki diğer etkenler

OKB bazı bozuklukların ilerlemesi veya bazı bozukluklar ile birlikte ortaya çıkar; OKB’nin görüldüğü bozuklukların yüzdesi, grafikteki gibidir (NCBI). Serotonin bozuklukları (Anksiyete bozuklukları) veya diğer psikiyatrik bozukluklar ile gelişen OKB, genelde erkeklerde 14 yaşında, kadınlarda ise 16 yaşında ortaya çıkar. OKB’nin nedenleri tam olarak bilinmese bile kişinin huzursuzluğu ve memnuniyetsizliği ön plandadır. Genelde anksiyete bozuklukları ile gelişir ve bu gelişim çocuklukta olur.

Obsesif kompulsif bozukluk tanısı koyulması için gereken kriterler nelerdir?

Bu noktada iki ana uluslararası sınıflandırma sistemi ICD ve DSM’i kullanmak gerekirse ICD bu konuda tanı kriterlerini bu şekilde göstermektedir:

Kesin bir tanı için, obsesyonel semptomlar veya kompulsif eylemler veya her ikisi, çoğu gün en az iki ardışık hafta boyunca mevcut olmalı ve bir sıkıntı veya aktivitelere müdahale kaynağı olmalıdır. Saplantı belirtileri aşağıdaki özelliklere sahip olmalıdır:

(a) bireyin kendi düşünceleri veya dürtüleri olarak kabul edilmelidir:

(b) acı çekenin artık direnmediği başkaları mevcut olsa bile, hala başarısız bir şekilde direnilen en az bir düşünce veya eylem olmalıdır;

(c) eylemi gerçekleştirme düşüncesi kendi içinde zevkli olmamalıdır (gerginliğin veya kaygının basit bir şekilde giderilmesi bu anlamda zevk olarak kabul edilmez);

(d) düşünceler, imgeler veya dürtüler hoş olmayan bir şekilde tekrarlayıcı olmalıdır.

DSM ise bu konuda ICD’ye benzer bir tanı yöntemi kullanmaktadır:

Obsesyonların, kompulsiyonların veya her ikisinin varlığı:

Obsesyonlar (1) ve (2) ile tanımlanır :

1-Rahatsızlık sırasında herhangi bir zamanda araya giren ve istenmeyen olarak yaşanan ve çoğu bireyde belirgin kaygı veya sıkıntıya neden olan yineleyici ve kalıcı düşünceler, dürtüler veya görüntüler.

2-Birey bu tür düşünceleri, dürtüleri veya görüntüleri görmezden gelmeye veya bastırmaya veya başka bir düşünce veya eylemle (yani bir zorlama yaparak) etkisiz hale getirmeye çalışır.

Kompulsiyonlar (1) ve (2) ile tanımlanır :

1-Bireyin bir takıntıya tepki olarak veya katı bir şekilde uygulanması gereken kurallara göre gerçekleştirmeye zorlandığını hissettiği yineleyici davranışlar (örneğin el yıkama, sipariş verme, kontrol etme) veya zihinsel eylemler (örneğin dua etme, sayma, kelimeleri sessizce tekrar etme).

2-Davranışlar veya zihinsel eylemler, kaygı veya sıkıntıyı önlemeyi veya azaltmayı veya bazı korkunç olay veya durumları önlemeyi amaçlar; bununla birlikte, bu davranışlar veya zihinsel eylemler, etkisiz hale getirmek veya önlemek için tasarlandıkları şeyle gerçekçi bir şekilde bağlantılı değildir veya açıkça aşırıdır.

Not: Küçük çocuklar bu davranışların veya zihinsel eylemlerin amaçlarını dile getiremeyebilirler.

B. Takıntılar veya kompulsiyonlar zaman alıcıdır (örneğin günde 1 saatten fazla sürer) veya klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya veya toplumsal, işle ilgili alanlarda veya önemli diğer işlevsellik alanlarında bozulmaya neden olur.

C. Obsesif-kompulsif belirtiler, bir maddenin (örn. kötüye kullanılan bir ilaç, bir ilaç) veya başka bir tıbbi durumun fizyolojik etkilerine bağlanamaz.

NS.şizofreni spektrumu ve diğer psikotik bozukluklarda olduğu gibi düşünce sokma veya sanrısal meşguliyetler veya otizm spektrum bozukluğunda olduğu gibi tekrarlayan davranış kalıpları.

Bu noktada ICD ve DSM kaynaklarının DSM’in ayrıntılı olduğunu da göz önünde bulundurarak tanı kriterlerinin birbirine çok yakın olduğunu görebiliriz. Genel anlamda sınıflandırma sistemleri obsesif kompulsif bozukluk için fazlasıyla benzerlik göstermektedir. Mevcut kriterlere dayanarak hastaya belli başlı sorular sorulmaktadır. Bu sorular değişkenlik gösterse de genel anlamda sorular bu şekildedir: [Sorular NICE (UK sınıflandırma sistemi) kılavuzuna göredir, bu noktada sorular da benzerlik göstermektedir.]

• Elini çok yıkar mısın veya temizler misin?

• Her şeyi çok kontrol eder misin?

• Seni sürekli rahatsız eden, kurtulmak isteyip de kurtulamadığın bir düşünce var mı?

• Faaliyetlerinizin tamamlanması uzun zaman alıyor mu?

• İşleri özel bir sıraya koymak konusunda endişeli misiniz yoksa dağınıklıktan çok mu üzgünsünüz?

• Bu sorunlar sizi rahatsız ediyor mu?

Sorulan bu veya buna benzer sorularla hastaya teşhis konulup konulmamasına karar verilmektedir. Yapılan her teşhis belli başlı belirtiler çerçevesinde yapılır ve bu belirtilere değinmek gerekirse obsesyonlar ve kompulsiyonlar belirti sayılmaktadır.

Bir birey obsesif kompulsif bozuklukla nasıl bir hayat yaşar ve mücadele yöntemleri nasıldır?

PerEXP Teamworks olarak obsesif kompulsif bozukluk tanısı konan bir bireye danıştığımızda aldığımız cevap şuydu:

Öncelikle akıllarında yer eden ve istemedikleri düşünceleri vardır. Bu düşünceler bazen uyumaya çalışırken ortaya çıkar ve kişinin saatlerce uyumasına engel olur. Kimi zamansa eğlendiği bir aktiviteyi yaparken ortaya çıkar ve genellikle kişi bu düşüncelerden kurtulmadıkça bu aktiviteden zevk alamaz. Duygusal olarak yoğun bir olayın ardından odaklanmakta, yemek yemekte ve insanlarla konuşmakta zorluk yaşarlar çünkü bu olay üzerine düşünürler ve kimi zaman bu düşüncelerin arasında kaybolurlar.

Mücadele yöntemi olaraksa, herkesin farklı yöntemleri vardır ama genellikte “Compulsion”lar yardımcı olur. Kimisi bunu ellerini sürekli yıkayarak yapar, kimisi simetrisinin veya düzeninin bozuk olduğunu düşündüğü şeyleri tekrar ve tekrar düzelterek yapar, kimisi takıntılı düşünceleri hakkında defterler tutar ve düşüncelerini oraya boşaltır, kimisi de rahat hissettikleri ve takıntılarını dindiren objeler kullanırlar. Kişiden kişiye göre değişen bu ritüellerin yanında müzik dinlemek de genelde iyi gelir ama kesin bir çözüm değildir.

Mevcut obsesif kompulsif bozukluk terapileri tedavi için yeterli midir ve mevcut araştırmalar obsesif kompulsif bozukluk tedavisi için nasıl bir yol izlemektedir?

Obsesif kompulsif bozukluk bir kronik bozukluktur yani semptomları yaşam boyu devam etmektedir. Bu noktada araştırmalar OKB’nin tamamen bitirilmesine değil, yaşam kalitesini artıracak şekilde etkisinin azaltılmasına yönelmiştir.

Tipik bir obsesif kompulsif bozukluk sahibi bir birey için ilaç ve/veya psikoterapiye başvurulmaktadır. İlaç ve psikoterapi yönetiminin kombinasyonu şeklinde de tedavi edilebilmektedir. Obsesif kompulsif tedavisinde kullanılan yöntemleri incelemek gerekirse:

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT): OKB’nin döngülerine göz atmak gerekirse takıntı, kaygı, zorlama ve rahatlamadır. Psikoterapi çeşitlerinden olan bilişsel davranışçı terapi bu döngüyü baz alarak yaptığınız faaliyetleri sağlıksız ve kötü göstererek üretken, sizi geliştiren faaliyetlerle değiştirmeye çalışır.

Maruz Kalma ve Tepki Önleme: BDT’nin özel bir türü olan bu yöntem sizi endişenizi her seferinde tetikleyerek kompulsiyonlara yeni bir yol oluşturmayı amaçlar. Sonuç olarak var olan tetikleyiciye yeni yanıt yolları bulunmuş olacaktır.

İlaç Tedavisi: Psikoterapide sıkça başvurulan yöntemlerden birisi olan ilaç tedavisi hastayı seans sırasında veya ekstrem durum oluştabilecek zamanlarda sizi sakin tutmayı amaçlar. Doktorlar yaşa, semptomlara ve bunun yanında çeşitli faktörler gösterebilecek durumlara karşı klomipramin (Anafranil), fluoksetin (Prozac), fluvoksamin (Luvox), paroksetin (Paxil), sertralin (Zoloft) veya başka bir antidepresan denemenizi isteyebilir. İlaç tedavilerinin sonuçları genelde seçici serotonin geri alım inhibitörlerini baskılamak sonucu oluşan serotonin emiliminin yavaşlamasıdır. Bu sayede hasta ekstrem durum oluşturabilecek zamanlarda sakin kalmayı başarabilecektir.

Şiddetli OKB Karşısında Başvurulan Diğer Yöntemler: Genelde fizyolojik olarak direkt beyne müdahale yolu ile tercih edilen ve genel olarak kısa süreli etki gösteren bir yöntemdir. Bunlardan birisi elektrokonvülsif tedavidir. Bu yöntemde başa takılan elektrotlar serotonin gibi hormonları salgılatmak için tetikleyecilere elektrik şoku vermektedir. Bu sayede dış müdahale ile vücut sakinleştirilmiş olur.

Son olarak ise obsesif kompulsif bozukluk genellikle tek başına var olan bir sorun değildir. Bu yüzden obsesif kompulsif bozukluk için ilaç veya psikoterapi tedavisi yapılırken diğer sorunlara da çözüm getirilmeye çalışılır. Tedavilerdeki amaç mümkün olduğu derecede dış müdahalenin azaltılarak semptomların da azaltılmasıdır.

Obsesif kompulsif bozuklukta genetik ve çevresel faktörlerin etkisi nedir?

Genetik faktörler

Yapılan araştırmalar obsesif kompulsif bozukluğun kısmen genetik olduğunu söylemektedir. Bunun kısmen olmasının başlıca sebepleri arasında obsesif kompulsif bozukluğa ait spesifik bir genin bulunmamasından kaynaklıdır. Obsesif kompulsif bozuklukların risk faktörlerini ölçen bir araştırmada birincil derecede akrabalarda (ebeveyn, kardeş veya çocuk) obsesif kompulsif bozukluğa sahipse diğer aile üyelerin de risk faktörlerinin arttığı, kontrol ailelerine göre vakalarda önemli ölçüde daha sık meydana geldiği gözlemlenmiştir.

Birincil akraba deneylerinin yanı sıra OKB’de ikiz deneylerine de başvurulmuştur. Bu araştırmada tüm genleri paylaşan monozigotik ikizlerin (tek yumurta ikizi) ve dizigotik ikizlerin (çift yumurta ikizi) uyum oranları karşılaştırıldı. Takip çalışmaları, monozigotik ikizlerin OKB ve obsesif-kompulsif (OK) semptomlar için dizigotik ikizlere göre daha yüksek uyum oranlarına sahip olduğunu tutarlı bir şekilde bulmuştur. Bu çalışma ise gen faktörünü açık bir şekilde doğrulamaktadır. Bu çalışmadan elde edilen ve daha önceki çalışlamalara da sistematik olarak bakılarak OKB’nin genetik faktörünün yüzdesi %48 olarak tahmin edilmiştir (Hesaplanmıştır). Kısacası bu çalışmalara bakarak

Obsesif kompulsif bozukluğa ait bir genin bulunması bile bir bireyi bu bozukluğa tamamen itmemektedir. Bu konuda Yale OKB Araştırma Kliniği Direktörü Christopher Pittenger, “Genetik genel riske katkıda bulunur, ancak bir bireyin bozukluğu geliştirip geliştirmeyeceğini tam olarak belirleyemez.” demektedir. Kısacası genetik bir risk faktörünü artırmakta rol oynamaktadır. Genel anlamada bu risk faktörünü çevre belirlemektedir.

Çevre ve nöropsikiyatrik faktörler

Obsesif kompulsif bozukluk gibi her bozukluğu tamamen genlere bağlamak yanlıştır. Genler sadece bir faktörken OKB çalışmalarında %48’i gene aitken %52’lik bir oranın da çevre gibi faktörlere ait olduğunu görüyoruz. Çevre faktörlerini detaylı incelemek gerekirse:

Çocuklukta yaşanılan stres ve travmalar: Birçok bozukluğun temelinde çocuklukta ve ergenlikte yaşanılan stres ve travmalar yatmaktadır. Bu noktada OKB çalışmaları da risk faktörüne katkıda bulunabileceği yönünde yürümektedir. Bu takıntıların daha fazla rahatsız etmesi, zorlantıların da daha fazla artması yönünde gerçekleşebilir.

OCD’deki diğer etkenler

Başka zihinsel sağlık durumu: OKB grafiklerini tekrardan incelediğimiz zaman OKB’ye sahip bir insanın OKB geliştirme riskinin çok daha fazla olduğunu gösteriyor. OKB nadiren tek başına çıkar ki OKB geliştiren hastların %90’ı başka sorunlara da sahiptir. Bunlara başlıca değinmek gerekirse: Anksiyete, fobi gibi korku ve iğrenme durumunu içeren spektrumlar, majör depresif bozukluk gibi bunaltı halleri, madde bağımlılıklarının yol açtığı sorunlar, OKB’li çocuklardak ADHD (Aktivite ve dikkat eksikliği bozukluğu) ve tikler örnek olarak gösterilebilir.

Buna ek olarak yapılan araştırma otizm ve OKB‘nin patofizyolojisinin çokça benzediğini hatta Otizm spektrum bozukluklarına sahip kişilerin OKB geliştirme riskinin 2 kat daha fazla olduğunu doğruladı.

Bunun yanı sıra PANDAS [Streptococcus bakterisi ile genellikle gırtlağı enfekte edip beyni etkileyen ve bu bakteri ile ilişkili pediatrik otoimmün(çocuklarda bağışıklık sisteminin kendine ait dokuları yabancı olarak algılayıp saldırması) nöropsikiyatrik bozukluk] için de benzer ifadeleri kullanabiliriz. Yapılan çalışmaya göre PANDAS’a sahip olanların OKB semptomlarını yapısal ve işlevsel beyin değişikliklerinin benzediği bu iki bozukluğun tetikleyebileceği düşünülüyor.

Beyin işleyişinde değişen veya önceden var olan bozukluklar: Nörogörüntüleme çalışmaları sonucunda OKB hastalarında beynin frontal korteks ve subkortikal [Beyin korteksi (uçbeyin) altı] yapılarında farklılıklar olduğunu göstermiştir. Yapılan çalışmalar henüz yeterli olmamasına rağmen farklılık olarak gözlemlenen durumlar arasındadır.

Hamilelik: Hamilelik başlangıcında ve doğum sonrası için olan dönemde hızlı bir hormon değişimi gerçekleşmektedir. Bu dönemlerde vücudun fizyolojisi hızlı bir şekilde değiştiği için anne adaylarında kaygı bozukluklarına sık bir şekilde rastlanmaktadır. Bu kaygının giderek artması halinde Perinatal OKB’ye (Doğum sonrası OKB) sebep olacağı düşünülmektedir. Oksitosin seviyesinin şiddetli bir şekilde yükselmesiyle beraber koruyucu tavırların arttığı ve bunun bozukluğa sebep olup takıntılı bir hal aldıktan sonra OKB’ye dönüşebileceği bilinmektedir.

Obsesif kompulsif bozukluğu olan bireylerin beyinlerindeki onları diğer bireylerden ayıran değişken faktörler nelerdir?

Obsesif kompulsif bozukluğa sahip olan bireylerin beyinlerindeki fizyolojik değişkenler yapılan araştırmalarca PET (Pozitron emisyon tomografisi : Fizyolojik aktivitelerdeki değişiklikleri görselleştirmek için kullanılan fonksiyonel bir görüntüleme sistemi) götünlemesinin verdiği veriler göz önünde bulunduruldu.

OCD Brain vs. Normal Brain

Yapılan beyin taramalarında normal bir birey (nörotipik) ve OKB teşhisi konulmuş bir bireyle karşılaştırılıyor. Beyin aktivitesi ise görseldeki şekilde çıkmaktadır. Görseldeki renklerin anlamına değinmek gerekirse:

-Sıcak Renkler (Kırmızı ve Sarı): Daha yüksek aktiviteye sahip beyin bölgelerini anlatmaktadır.

-Soğuk Renkler (Yeşil ve Mavi): Daha az aktiviteye sahip beyin bölgelerini anlatmaktadır.

Tomografiler incelendiğinde genel kalıplar benzerlik gösterse de OKB’si olan bireylerin bazı beyin bölgelerinin daha aktif olduğu fark edilmektedir. Bunlardan diğerleri göre daha çok göze batan 2 bölge orbitofrontal korteks (Çoklu duyusal alanlardaki ödülleri tahmin eden ipuçlarına yanıt verir ve duyusal entegrasyonda görevlidir. Henüz işlevleri tam anlamıyla keşfedilememiştir.) ve kaudat çekirdeklerdir (İlişkisel öğrenme, eylemin engelleyici kontrolü ve ödül sisteminde görev alır, bazal gangliyonların bir bileşenidir.). Kısacası bu bölgeler obsesif kompulsif kompulsif bozuklukta daha aktif hale geldiği ve normalden farklı bir şekilde yanıtlar verdiği gözlemlenmiştir.

Buna destekleyici niteliğinde son yıllarda yapılan çalışmalar ise bölgeler konusunda daha net davranmış ve ön singulat korteks (Hata tespiti, dürtü kontrolü,  motivasyona bağlı öğrenme ve empati), ön talamus (Duyusal veriyi işleyen ve dağıtan merkez) ve bazı çalışmalarda insula (Beynin duygusal hafızasında rol oynayan organ) gibi ek hiperaktivite (Yüksek aktivite) alanları tanımlanmıştır.

Tüm bunlara rağmen OKB için çalışmalar halen netlik kazanabilmiş değildir. OKB halen semptomlarıyla birlikte beyin fonksiyon ve yapıları için de bir araştırma konusu olmaya devam etmektedir. Bu konuda Yale OKB Araştırma Kliniği Direktörü nörobilim ve psikiyatri uzmanı şöyle demektedir:

Sorun şu ki, OKB’si olan ve olmayanların beyin aktivitesi arasında ortalama olarak farklılıklar olduğundan oldukça emin olsak bile, bu, belirli bir birey hakkında tahminlerde bulunmamıza kesin olarak yardımcı olmuyor.

Christopher Pittenger

Kaynaklar

Total
0
Shares
2 comments

Leave a Reply

Previous Article

F1 (Formula 1) Araçlarının Aerodinamisi

Next Article

Müzik ve Müziğin Türleri

Related Posts
Total
0
Share