Follow
Subscription Form

Satrancın Ortaya Çıkışı ve Etimolojisi

Merhabalar, bu sanat makalesinde satrancın taşlarını, bu taşların nasıl oynadığını, nasıl oynandığını, belli başlı öne çıkan hamlelerden, satrancın nasıl ortaya çıktığından ve satrancın etimolojisinden bahsediyoruz. İyi okumalar!

Satranç nedir?

En basit tanımıyla satranç, beyne egzersiz yaptıran bir masa oyunudur. Tahta (Kimi takımlarda kumaş) 64 kareden (8×8’dir, soldan sağa a-h harfler bulunur ve aşağıdan yukarıya 1-8 sayıları bulunur) oluşur ve karelerin 32’si siyah 32’si beyazdır. Her oyuncunun bir şah, bir vezir, iki fil, iki at, iki kale ve sekiz piyon olmak üzere on altı taşı vardır. Şah sadece bir kare ve istediği yöne ilerleyebilir, vezir her yöne istediği gibi gidebilir, filler çapraz, kaleler yana ve öne doğru düz gider, atlar ise “L” şeklinde gider ve son olarak piyonlar maçın başında isteğe bağlı iki, fakat maçın devamında sadece tek kare ileriye doğru gidebilirler. Piyonlar dışındaki taşlar sadece ilerleme  yönlerindeki rakip taşları yiyebilirken piyonlar sadece çaprazlarındaki taşları yiyebilirler.

Bir satranç tahtası ve taşları.

Oyuna ilk beyazlar başlar ve amaç, rakibin şahını tehdit ederken bir yandan da hareket edemeyecek duruma getirmektir. Böyle bir durumda “Şah mat” olur ve şahı hareket edemeyecek hâle gelen oyuncu kaybeder. Eğer şah hareket edemeyecek durumdaysa lakin tehdit altında değilse maç beraberedir, buna da “Pat” denir. Olur da sadece şahınız kalırsa veya şah hariç diğer taşları hareket ettiremeyecek durumdaysanız devreye elli hamle kuralı girer. Hem sizin hem rakibinizin birer hamle yapması bir sayılır ve elliden geriye sayılmaya başlanır. Satranç turnuvalarında “İmkansız hamle” denilen bir olay da vardır. Örneğin sizin şahınız tehdit altındayken şahınızı korumaya veya tehdit unsurunu kaldırmaya yönelik bir hamle yapmazsanız imkansız hamle yapmış olursunuz. Satranç turnuvalarında imkansız hamle sayısı önceden belirlenir.

Satrançta “Şah mat”

Satranç, sanılanın aksine çok daha komplike bir oyundur. Örneğin sadece piyonlar için geçerli olan “Geçerken alma” (FR: en passant, EN: in passing) kuralından bahsedebiliriz. Bu kurala göre, bir piyon, tehdit ettiği bir karenin üzerinden, ilk diziliş durumundan iki kare ilerleyerek geçen rakip piyonu sanki tek kare ilerlemiş gibi alabilir ya da hem sizin hem rakibinizin aynı hamleleri art arda üç kere yapmanız durumunda oyunun berabere bitmesi gibi başka kurallar da bilinmelidir.

Satranç nasıl ortaya çıkmıştır?

Satrancın ortaya çıkışıyla ilgili en ünlü hikaye Hint Kralı Shahram ile ilgilidir. Bilge bir adamın krallıktaki herkesin ne kadar önemli olduğunu krala göstermek için satrancı icat ettiği söylenir. Kral bu oyunu çok beğenir ve bilge adama istediği kadar altın ve gümüş alabileceği vaatinde bulunur. Bilge adam ise kralın teklifini geri çevirir ve kralla birlikte bir satranç tahtasına gider. Ondan birinci kareye bir, ikinci kareye iki buğday tanesi koymasını ve satranç tahtası dolana kadar ikiye katlamasını ister. Zengin kral bu duruma başta gücense de işin sonunda bilge adama borçlu olduğu buğday miktarı 2⁶³+1 buğday tanesi olur. 63 tane 2’yi çarpıp bir eklediğimizde tahmin edilemecek kadar büyük sayı çıkar ve işin bu kısmı da zengin kralı etkileyen taraf olmuştur.

Ancak bu satrancın icat edilişiyle ilgili tek hikaye değildir! Mesela başka bir inanış satrancın, Mandodari tarafından yazılmış olduğudur. Mandodari, mitolojik Hint destanı Ramayana’da, Lanka kralı Ravana’nın karısı ve kraliçedir. Sanskritçe yazılan destan yaklaşık olarak MÖ 5. yüzyılda müjdeci-şair Valmiki tarafından derlenmiştir. Kimi kaynaklarda eserin dini veya mitolojik değil, ulusun tarihi ile ilgili olduğu geçer. Eserde yaşanan olayların gerçek olduğu Delhi üniversitesi antropoloji profesörü Dr. Vadlamudi Raghavendra Rao tarafından ileri sürülmüştür. Rao, Ramayana’daki olayların gerçek olduğunu ve Ramayana’da bahsedilen Gonds, Kols ve Bhils gibi kabile gruplarının diğer etnik gruplarla genetik açıdan benzerlik gösterdiğini söylemiştir.

Kimi yerlerde ise satrancın MÖ 200 yılında Çinli komutan Han Xin tarafından bulunduğu geçer. Kısacası, fikir birliği hâlâ sağlanamamıştır çünkü satrancın köklerine inildikçe belirsizlikler dizisi oldukça artmaktadır.

Etimolojik olarak satranç

Her ne kadar satranç sadece bir kişi tarafından yapılamayacak kadar komplike bir oyun olsa da ilk iki hikaye, satrancın ilk olarak MS 600 yılı da Hindistan’da ortaya çıkmasıyla tutarlılık (Kesin olmasa da genel kabul gören görüş budur.) sağlıyor varsayımı üzerinden ilerleyebiliriz. Hindistan’da bu oyuna “Dört kol (Veyahut tümen)” anlamına gelen “Chaturanga” deniyordu. Bu, ordunun dört üyesi olan filler, atlar, savaş arabaları ve piyadelere bir göndermeydi. Hindistan’ın chaturaṅga’sı, İran’a geçerek chatrang olacak ve Pers soylularının eğitiminde yer almaya başlayacaktı.

Chatrang daha sonra Arapça konuşulan ülkelere yayıldı. Araplarda -ch ve -ng sesi yoktu. Bu yüzden -ch, -sh’ye ve -ng, -nj’ye dönüşerek shatranj oldu. Dilimize de muhtemelen buradan girdiği düşünülmektedir. Satranç, Orta Doğu’dan Rusya’ya yayıldı ve burada satranç, kelimenin tam anlamıyla mat anlamına gelen shakhmaty olarak bilinir hale geldi. Sonra ise Kuzey Afrika’dan İspanya’ya ve Portekiz’e yayılarak İspanyolca acedrex, axedrez ve ajedrez; Portekizce xadrez terimleri modern satrancın bu bölgelerdeki terimsel atası oldu. Yunancada ise satranca “Zatrikion” deniliyordu çünkü Yunan alfabesinde Farsça -ch’nin sesini ifade edebilecek hiçbir harf veya harf kombinasyonu yoktu, bu nedenle bu sese en benzer olan z harfi kullanıldı.

Eski zamanlardaki satrancı anlatan bir görsel.

Avrupa’nın geri kalanında bunun yerini Farsça versiyonu aldı. Satranç İtalyanca scacchi, Flemenkçe schaken, Almanca schach, Lehçe szachy, Letonca šahs, Danca skak, Norveççe sjakk, İsveççe schack, Fince šakki, Güney Slav dillerinde (Örneğin Slovence) šah, Macarca sakk ve Rumence şah olarak adlandırıldı. Bunun nedeni ise muhtemelen kral kelimesinin Farsça anlamıdır. Farsçada kral “Shah” demektir. Satrançta kralın mat durumuna düşmesi, yenilmesi anlamında bir ünlem olarak kullanılan “Şah Mat” buradan gelir. 

İngilizcedeki “Chess” ise aslında bir kısaltmadır: Chariots (Savaş arabası anlamına gelir ve kaleyi temsil eder), Horses (Atlar), Elephants (Filler), Soldiers (Piyonlar). Günümüzde “Chariot” veya “Castle” kelimeleri yerine “Rook” kelimesi kullanılıyor. Rook kelimesi Persçe “Savaş arabası (Chariot)” anlamındaki “Ruhk”tan gelmektedir.

Kaynaklar

Total
0
Shares

Leave a Reply

Previous Article

Bal Arılarının Biyolojik ve Sosyal Özellikleri

Next Article

Lezyon

Related Posts
Total
0
Share